Hoşgeldiniz.

Pablo Picasso (Ressam) Hayatı, Sanatı, Eserleri Pablo Picasso, Hayatı, Sanatı, Eserleri Pablo Picasso , tam adı ile Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Pablo Picasso (Ressam) Hayatı, Sanatı, Eserleri

    Sponsorlu Bağlantılar




    Pablo Picasso (Ressam) Hayatı, Sanatı, Eserleri



    Pablo Picasso, Hayatı, Sanatı, Eserleri



    Pablo Picasso, tam adı ile Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Clito Ruiz y Picasso

    Picasso 25 Ekim 1881' de Malaga, İspanya’da doğdu. Babası bir resim öğretmeniydi. Resim yeteneği kısa sürede keşfedildi. Yazı yazmadan önce resim yapmayı öğrendi. 1895'te Barcelona Güzel Sanatlar Okulu'na girdi. 1901 yılından itibaren anne soyadı olan Picasso'yu kullanmaya başladı. Desenleri İspanyol bir dergi olan Juventut'ta yayımlandı. Çok yoksul bir ailenin çocuğu olan Picasso, Çatanov tarafından hor görülmüstür.
    1900'de ilk kez Paris'e gitti. Dönemin yenilikçi sanatçılarının yaşadığı Montmartre semtinde bir süre yoksulluk içinde yaşadı. Picasso yaklaşık 1901-04 arasındaki ilk dönem yapıtlarında sıradan insanların, sirk palyaçolarının, akrobatlarının resimlerini yaptı. Büyük kentlerdeki yaşam kadar, sirk yaşamı da ilgisini çekiyordu. Ne var ki, tablolarında bu yaşamın hüzünlü yanını yansıttı. Sanatçının bu dönemi 'Mavi Dönem' olarak tanımlanır. Dört çocuğu olmuştur.

    Mavi Dönem

    Mavi ve Gri gölgelerle renklendirdiği monokromatik tablolar yaptı. Bu eserlerini İspanya’dan esinlenerek Paris’te yaptı fakat satmakta zorluk çekti. Konuları genellikle hayat kadınları, dilenciler ve sarhoşlardı. Bu tablolarında en büyük etken arkadaşı Carlos Casagemas’ın intiharıydı. “Casagemas’ın ölümünü öğrendiğimde mavi tablolar yapmaya başladım” diyen Picasso, Cleveland Sanat Müzesi’nde bulunan La Vie adlı tablosunda Casagemas’ın hüzünlü bir tablosunu yaptı. Aynı dönemde kör bir adamla gören bir kadının boş bir masada resmettiği “The Frugal Repast” adlı eserini yarattı. Körlük, bu dönemde Picasso’nun ana temasıydı. Metropolitan Sanat Müzesi’ndeki “The Blindman’s Meal” ve “Celestina”nın portresi buna örnektir. Diğer sıkça görülen konuları ise sanatçılar, akrobatlar ve soytarılardı. Soytarıların kareli giysileri, daha sonra Picasso’nun kişisel sembolü haline geldi. Bu dönemin en ünlü eserleri The Old Guitarist, Portrait of Soler, Las Dos Hermanas’tır.


    Pembe Dönem

    Bu dönemde Picasso, Mavi Dönem’deki soğuk renklerin aksine neşeli portakal ve pembe renkleri kullandı. Bunun muhtemel nedeni ise o dönemde arkadaş olduğu Fernande Olivier ile olan ilişkisiydi. Bu dönemde de akrobatlar ve palyaçoları eserlerinde kullandı. Bu dönem, Mavi Dönem’in aksine Fransız etkisindeydi. Bu dönemin en ünlü eserleri Garçon a la pipe, Woman in chemise (Madeleine), Lady with a Fan, Two Youths, Harlequin Family, Harlequin’s Family With An Ape, La famille de saltimbanques, Boy with a dog, nude boy ve The girl with a goat’tur.
    Picasso, Georges Braque ile kübizmin temellerini atmış sayılmaktadır. 1907'den 1914'e kadar kübist olarak adlandırılan tarzda tablolar yapar. Kübist tabloların genel özelliği, geometri ve geometrik şekillerin kullanılmasıdır. Resmedilen nesneler geometrik formlar oluşturacak şekilde basitleştirilmiş yahut geometrik şekillere bölünmüştür. Kübizmin bir diğer özelliği de uzaydaki üç boyutlu bir cismi iki boyutlu yüzeye aktarma çabasıdır. Bu amaçla Picasso, şekilleri yanal yüzeylerine bölüştürüp her birini iki boyutlu yüzeyde göstermeye çalışır. Yine bu nedenden portrelerindeki insanların hem profili hem de önden görünüşü görülmektedir.
    Birinci Dünya Savaşı sırasında Picasso, Jean Cocteau ile beraber Roma'da kalır. Burada sahne dekoratörü olarak çalışırken dansçı Olga Kokhlova'yla tanışır. Picasso ikinci eşi olan Olga Kokhlova ve oğlunun birçok portresini yapmıştır. (Paul en Pierrot, 1925, Picasso Müzesi, Paris)
    2000'li yılların başında ressam klasisizme geri döner: Trois Femmes à la fontaine (1921, Modern Sanat Müzesi, Paris). Ayrıca mitolojiden de esinlenir: les Flûtes de Pan (1923, Picasso Müzesi, Paris).
    Picasso tanınan en üretken sanatçıdır. Guiness Rekorlar Kitabı'na göre, 1 resim, 10 baskı, 34 kitap resmi, 300 heykel ve birçok seramik ve çizim üretmiştir. 1973'de eserlerinin toplam değerinin 750 milyon dolar olabileceği tahmin edilmiştir.
    Bir genelevdeki beş hayat kadınını gösteren ve Kübizm akımının en önemli örneklerinden biri olarak görülen ünlü eseri Avignonlu Kadınlar, Fransa'da 1907 yazında çizilmiştir.
    En tanınmış eseri Alman ordularının Guernica kasabasını bombalamasını anlatan Guernica adlı eseridir. Resim 1937'de yapılmıştır. Bu resim şu anda Madrid'de Reina Sofía Müzesinde bulunmaktadır. Picasso, bir sergisi sırasında kendisine, "Bu resmi siz mi yaptınız" diye soran bir Alman generaline, "Hayır, siz yaptınız" cevabını vermiştir.


    20. yüzyılın dahi sanatçısı Picasso, hayatı ve eserleri ile hiç şüphesiz tüm dünyanın ilgisini kazanmayı başardı. 20. yüzyılda Batı sanatının en önemli isimlerinden olan Pablo Picasso, aynı zamanda en çok milyon doların üzerinde satılan resme de imza atan isim. Malaga doğumlu olan Picasso, 50. doğum gününe geldiğinde artık tüm dünya tarafından tanınan bir modern sanatçı olmuştu. Picasso'dan evvel hiç kimse kendi yaşam süresince başarısının meyvelerini toplayamamıştı. 16. yüzyılın dehalarından Titan'ın veya 17. yüzyılın vazgeçilmez ismi Velasquez'in bir kaç bin kişiden fazla hayranı olmadığını da hatırlatalım. Ancak Picasso'nun hayran kitlesinin yüz milyonlarca kişiden oluştuğu bir gerçek. Picassonun hayatı ve eserleri dillere destan oldu, hatta filmlere bile konu oldu.

    Picasso'nun Sivri Görüşleri...
    Batıl inançları ve ilginç bir mizah anlayışı olan Picasso, tartışmalı özel hayatı ile gazetelere de sık sık konu oldu. Picasso'nun özellikle kadınlarla olan ilişkileri eleştirildi. Örneğin kadınlar hakkında söylemiş olduğu "Kadınlar ya tanrıça gibidirler, ya da paspas gibi" görüşü feministleri ayağa kaldırmış olsa da, kadınlar bu düşüncelerini bile bile sanatçının büyüsüne kapılmaktan kendilerini alamıyorlardı.

    Picasso'nun hayatının dönüm noktalarına bir göz atalım:

    Picasso 1881 yılında İspanya'nın Malaga şehrinde dünyaya geldi.
    1904 yılında Paris'e yerleşti.
    1910 yılında Georges Braque ile Kübizm üzerine çalışmaya başladı.
    1937 yılında Guernica tablosu ile İspanyol İç Savaşı'nda bombalanan Bask bölgesini ölümsüzleştirdi.
    1962 yılında Sovyetler Birliği'nden İkinci Lenin Barış Ödülü'nü aldı.
    1973 yılının Nisan ayında Fransa'da öldü.
    1980 yılında New York'un ünlü Modern Sanatlar Müzesi'nde açılan Picasso sergisine 1 milyondan fazla ziyaretçi gitti...
    Picasso, politik açıdan da şanslı sayılırdı. Her ne kadar Naziler Picasso'nun sanatını dejenere olarak nitelendirmiş olsa da Almanlar Paris'i işgalleri sırasında Picasso'yu korudular.
    Hiç bir ressam, Michelangelo bile yaşamı süresince kendi şöhretine bu denli tanık olmadı . Medya tarafından kuşatılan Picasso'nun her bir hareketi, eseri ve tarz değişikliği tartışma yaratmışsa da yine dünyayı saran ününü medyada yer almasına borçludur.
    20. yüzyılda doğan bütün sanat akımlarına ilham veren Picasso, Kübizm'in de Georges Braque birlikte yaratıcısı olarak tarihe geçti. Belki de Picasso'nun etkilemediği tek sanat akımı olan Soyut Resim dalı bir istisna olarak kabul ediliyor.
    Alışılmışın dışında metal üzerine, tahta veya bronzla çalışan Picasso, heykeltraşlık alanında da çok etkili oldu. Mesela bir gitarı parçalar oluşturarak meydana getiren Picasso bir kalıp halinde çalışmak yerine parçaları bir araya getirme tekniği ile de biliniyor. Kolaj tekniği olarak bilinen değişik kâğıt parçalarını yüzeye yapıştırarak bir bütün yaratma tekniği de Picasso nun Braque ile başlatmış olduğu modern sanat tekniklerinden biri. Sürrealistlere hiç bir zaman dahil olmasa da, Picasso 1920'lerde ve 1930'larda insanın vücudunu korkunç şekilde resimleyerek yankı uyandırdı. Aynı şekilde şiddet içeren üslubu ile Eros ve Thanatos'un erotik portrelerini de yaptı. Picasso'nun realist bir ressam olmamasına rağmen Guernica adlı eseri tarihin en etkileyici politik eserleri arasında yer almaktadır.


    Modern Dünyada Yaşam



    Picasso bir dahi olarak kabul ediliyor. Mavi ve pembe dönemleri ise 19. yüzyılın Sembolist akımının yansımaları olarak kabul ediliyor. Modern dünyada yaşamanın tecrübesi ile Modern Sanatı yaratan Picasso, hayatının çoğunu Paris'te geçirdi. Modern dünyanın bir parçası olan gazeteler, afişler, posterler, ve işaretler; hep Kübizm akımının esin kaynakları idi.
    Picasso ne bir felsefeci ne de bir matematikçi idi. Ancak Braque'la birlikte 1911 ve 1918 yılları arasında yapmış olduğu çalışmalar herkesin kafasını karıştırdı. Henüz Pop Art sanatçılarının hiç biri doğmamışken Picasso, Pop Art'ın dinamiklerinden istifade ediyordu bile.
    Kübizm; anlaşılması zor, karmaşık bir üslup olmasına rağmen 20. yüzyılın en etkin sanat akımı olarak kabul görüyor. Picasso kendini başkalarından soyutlamak istermişçesine gidip geçmişteki klâsik akıma kendini kaptırdı. Picasso'nun o dönemdeki eserlerinde Corot ve Ingres gibi klasik sanatçıların etkilerini gözleyebilirsiniz.
    Picasso'nun klasik dönemi aynı zamanda özgürlük hareketi olarak da değerlendiriliyor. Braque'den sonra, hayatının geri kalan kısmında Picasso hep yalnız çalıştı. Bir başka ünlü ressam olan Matisse ile hayatının sonuna doğru dostluk kurdu. Picasso'nun yakın çevresi yazarlar ve şairlerden oluşuyordu.

    Modern Sanattan Kopuş

    Halk, Picasso'yu Modern Sanatçı olarak değerlendirmiş olsa da Picasso Modern Sanattan kopmuştu. Dünyanın önde gelen modern ressamlarından Kandinsky ve Mondrian kendi eserlerini insanlığın evrimi ve gelişimi olarak görüyorlardı. Ancak Picasso kendini ütopik bir ressam olarak görüyordu.
    Bir amaç için yapılan sanatı gülünç diye nitelendiren Picasso, "Yaptığım her şeyi bugün çerçevesinde kalması dileğiyle yapıyorum" diyerek, "Söylenmesi gereken bir şey olduğunu düşündüğümde ne geçmişi ne de geleceği düşünürüm, sadece o anı göz önünde bulundururum" diye de devam ediyor.
    Sanatı kendini ifade etmenin en özgür şekli olarak gören Picasso, "Resimlerim beni sürükler" demiş. Ne Matisse, ne Mondrian, ne de Braque gibi modern sanatın önde gelen isimleri Picasso'nun bu son sözünü onun kadar hissederek yaşayabilmişlerdir.
    Sanatında her şey hisler ve arzular üzerine kurulmuştur Picasso'nun. Amacı bir tutarlılık portresi çıkarmaktan ziyade his ve duyguların doruk noktasını yakalamaktı. Yarattığı şekillerle ve bu şekillerin birbirleri ile bağlantısı ile bu anlatmak istediği doruktaki duyguları ifade etmeye çalışıyordu Picasso. Matisse ve Pierre Bonnard gibi renk ustası olmadığı bir gerçek. Ancak Picasso sanatında metaforlar kullanarak adeta Vahi gibi bir ifade katmayı başarıyordu. Bu özelliği ile modern sanat akımına baş kaldırıyordu. Zira modern sanatta hikaye anlatımı yoktur. Ancak Picasso metaforlar kullanarak gizlenmiş bir şekilde hikaye anlatıyordu eserlerinde.


    Kübizm ve Kadınlar


    Picasso'nun hayatında Kübizmin dışında önemli bir yer teşkil eden şey kadınlar idi. Picasso'nun kadınlarla olan ilişkisini detaylı bir biçimde görebileceğiniz bir film, geçtiğimiz senelerde sinemada işlendi. Surviving Picasso adlı filmde Picasso rolünü üstlenen Anthony Hopkins, karmaşık duygular içerisinde yaşayan eksantrik bir ressamın iç dünyasını sinemaya aktarmış.
    Çıplak kadın figürü, Picasso'nun vazgeçemediklerindendi. Picasso'nun özelikle 1920'li yıllardan sonra görsel dünyasındaki her şey çıplak kadınlarla alâkalı idi. Picasso'nun çıplak kadın figürlerinde, mesela 1930'lu yıllarda metresi Marie-Therese Walter'in resimlerinde gözlendiği gibi güçlü bir erotizm ve duygu yüklü olduğunu görüyoruz. Bu resimler, Picasso'nun fantastik iç dünyasının yansımaları olarak tarihe geçtiler.
    Picasso'nun en güzel yılları Les Demoiselles d'Avignon (1907) ile Guernica'nin (1937) arasındaki o otuz yıllık süreçtir. Bir süreklilik içerisinde savaş yıllarında ellilerde, altmışlarda ve yetmişlerde Picasso ressim ve baskılarını yapmayı aralıksız bir şekilde sürdürdü.


    19. yüzyıldan Esintiler





    Bazen 19. yüzyılın ressamlarından esinlenerek yani Velazquez , Goya, Poussin, Delacroix, Manet ve Courbet gibi isimlerin etkileriyle seriler halinde eserler meydana getirdi. Hayatının son yıllarında manik ve obsessif bir ruh haline giren Picasso kendi ölümüne ruhen hazırlanır gibiydi. Picasso'nun ölümü, toplumda büyük bir boşluk yarattı ve halen bugün kimse Picasso gibi bir dehanın yerini doldurabilecek potansiyelde değil dersek yanlış olmaz.
    Picasso'nun eserlerine baktığımızda cambazlar, çingeneler, Akdeniz'in sembolleri olarak kullandığı boğalar, koyunlar ve çobanlar, Yunan Mitolojisi'nden Minotor gibi karakterler ve kadınlar en sık rastlanan karakterlerdir. Hayatı boyunca üslubunu devamlı değiştiren Picasso, resimden heykele, poster tasarımından tiyatro dekoruna her türlü çalışmaya el attı. 20. yüzyıl sanatçıları arasında en renkli isim olarak hiç şüphesiz aklımıza Picasso geliyor. Picasso yaşadığı Yüzyıl'ın tartışmalı sanatçılarının başında yerini alıyor. Dünyanın en büyük sanat müzayedelerinde fiyat rekorları kıran Picasso imzalı tablolar, Guiness Rekorlar Kitabında da yerini koruyor. Bugün Picasso'nun eserlerini dünyanın en önemli müzelerinde görmek mümkün.

    Avenonlu Kızlar

    40 yıllık bir sürede yapılmış el dokuması bir halidir; şu an Sabancı Müzesi'ndeki Picasso'nun sergisinde asılıdır. Gerçekten muhtesem ve büyük bir tasarım örneği. Görmenizi tavsiye ederim :wink:







    Paylaş Facebook Twitter Google



  2. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.