Hoşgeldiniz.

1.Dünya savaşı sonrası avrupa'da meydana gelen gelişmelere karşı Türk dış politikasında alınan önlemler nelerdir? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Cumhuriyetle Birlikte Türk Toplumunda Meydana Gelen
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    1.Dünya savaşı sonrası avrupa'da meydana gelen gelişmelere karşı Türk dış politikasında alınan önlemler nelerdir?

    Sponsorlu Bağlantılar




    1.Dünya savaşı sonrası avrupa'da meydana gelen gelişmelere karşı Türk dış politikasında alınan önlemler nelerdir?


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Dünya Barışının Sağlanması Girişimleri

    1919-1939 yılları arasında yaşanan olaylar dünyamızı adım adım bir dünya savaşına
    doğru sürüklemiştir. Zira, Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmalar
    Avrupa'nın ve dünyanın güçler dengesini yeniden düzenlemişti. Avusturya-Macaristan,
    Alman ve Osmanlı İmparatorluklarının dağılması uluslararası alanda
    önemli boşluklar yaratmıştı. Bu imparatorlukların paylaşılması için yapılan antlaşmalar
    ve kurulan statü bir düzen sağlamamıştı. Barış antlaşmalarındaki haksızlık
    ve adaletsizlikler, başka bir büyük savaşın gerekçesi olarak görülmüştür. Bu nedenle
    antlaşmaların ilk yıllarından itibaren barışın sürekliliğini sağlamak üzere çeşitli
    önlemler alınmak istenmiştir.


    Milletler Cemiyeti'nin Kurulması

    Birleşmiş Milletlerin kurulması hangi konferansta gündeme getirilmiştir?
    Birinci Dünya Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Wilson,
    barışın korunması için bir uluslararası örgütün kurulmasını gündeme getirmişti.
    Nitekim, savaştan sonra toplanan Paris Barış Konferansı'nda uluslararası örgütlenmeyi
    gerçekleştirmek üzere gerekli girişimler başlatılmıştı. Konferansın 15
    Ocak 1919 tarihli oturumunda Milletler Cemiyeti'nin kurularak barış antlaşmalarında
    yer alması kararlaştırılmıştır. Bu oturumda ayrıca oluşturulacak bir komisyonun
    da Milletler Cemiyeti'nin sözleşmesini hazırlaması istenmiştir. Böylece
    uluslararası barışın, kurulacak bir örgütle korunması konusunda önemli bir adım
    atılmıştır.
    Birleşmiş Milletlerin kurulma amaçları nelerdir?
    Oluşturulan komisyonun hazırladığı sözleşme (misak) 28 Nisan 1919'da Konferansın
    Genel Kurulu'nda kabul edilmiştir. Bu çalışma sonucu Milletler Cemiyeti
    kurulmuştur. Cemiyet'in sözleşmesinin başlangıç bölümünde genel amaçlar ve
    üyelerin yüklendikleri sorumluluklar sıralanmıştır. Buna göre:
    • Savaşa başvurulmaması konusunda birtakım yükümlülüklerin kabul edilmesi
    • Gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkilerin sürdürülmesi
    • Hükümetlerin bundan böyle uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uyması
    • Örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaletin korunması ve antlaşmalardan
    doğan bütün yükümlülüklerin yerine getirilmesi.
    Sözleşmenin diğer maddelerinde de üyelik, cemiyetin yapısı, barışın sürekliliğinin
    sağlanması, antlaşmalar, uluslararası ilişkiler vb. konulara yer verilmiştir.
    Birleşmiş Milletler hangi etkenden dolayı başarılı olamamıştır?
    Bu sözleşme, Paris Barış Konferansı'nda yenilen devletlerle yapılan antlaşmalara
    "Birinci Bölüm" olarak konulmuştur. Buna göre, Cemiyet'in sözleşmesi ilk olarak
    Versailles Barış Antlaşması'na sokulmuştur. Merkezi Cenevre olan Milletler Cemiyeti,
    uluslararası sorunların çözümlenmesinde bir odak olarak düşünülmüştür.
    Ancak, Cemiyet büyük devletlerin etkisi altında kaldığından karşılaşılan uluslararası
    sorunları çözememiştir. Bu nedenle 1930'lu yılların başlarından itibaren durumu
    sarsılmış ve güven duyulan bir kurum olmaktan çıkmıştı.


    Locarno Antlaşması


    Locarno Antlaşması hangi sorunların çözülmesi için yapılmıştır?
    Almanya, Versailles Antlaşması'nca belirlenmiş tamirat ve tazminat konusunda
    bir takım kolaylıklar sağlamak için Fransa'yla iyi ilişkiler kurmak istemiştir. Bu nedenle
    Alman Hükümeti, 1925 yılının Şubat ayında Fransa'ya bir nota vererek, bir
    karşılıklı güvenlik paktı kurulmasını önermiştir. Bunun üzerine, 5 Ekim 1925'te
    Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya Locanro'da
    bir araya gelerek bir konferans toplamışlardır. Görüşmeler sonucunda, 16 Ekim
    1925'te hazırlanan Locarno Antlaşması, 1 Aralık 1925'te Londra'da imzalanmıştır.
    Locarno Antlaşması'yla Almanya, batı sınırlarının, diğer bir ifadeyle Fransa ve
    Belçika sınırlarının kesin ve sürekli olduğunu kabul etmiştir. Bunun yanında, antlaşmaya
    imza atan devletlerin savaştan korunması ve bu devletler arasında çıkacak
    her türlü anlaşmazlığın barış yoluyla çözümlenmesi amaçlanmıştır. Locarno
    Antlaşması, kısa vadede Avrupa'daki siyasi gerginliği azaltmasına rağmen, uzun
    vadede Versailles Antlaşması'nın "öngördüğü düzenin" iflasına yol açmıştır.


    Briand-Kellogg Paktı


    Briand-Kelogg Paktı, hangi amaçla yapılmıştır?
    Fransız Dışişleri Bakanı Aristide Briand, ABD'nin Birinci Dünya Savaşı'na girişinin
    10. yıldönümünde (1927) Avrupa'da, Fransa'ya özel bir prestij sağlamak amacıyla,
    ABD ile Fransa arasındaki ilişkilerde savaşı yasa dışı ilan eden karşılıklı bir
    taahhütte bulunulmasını önermiştir. ABD Dışişleri Bakanı Kellogg ise, Fransa'ya
    verdiği yanıtta, Amerika'nın sadece Fransa ile değil, bütün dünya devletleriyle
    böyle bir taahhüdün yapılmasından ve savaşın yasa dışı ilan edilmesinden yana
    olduğunu bildirmiştir. Kellogg'un bu önerisini kapsayan Briand-Kellogg Paktı, 27
    Ağustos 1928'de ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Polonya, Belçika
    ve Çekoslovakya arasında imzalanmıştır. Briand-Kellogg Paktı ile, savunmaya
    dayanmayan savaş kanun dışı ilan edilmiş ve ülkelerarası ilişkilerde barışçı yollara
    başvurulması esas alınmıştır. Ancak, Pakt uzun ömürlü olmamış 1930'lardan
    sonra Almanya, İtalya ve Japonya'nın saldırgan tutumları, Pakt'ın işlevini ortadan
    kaldırmıştır.


    Bazı Büyük Devletlerde Rejim Değişikliklerinin Meydana
    Gelmesi

    İtalya'da Faşist Rejimin Kurulması


    Faşist Parti, hangi siyasal, toplumsal ve ekonomik ortamda kurulmuştur?
    İtalya, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra büyük bir ekonomik çöküntü içine girmişti.
    Savaşta istediklerinin çoğuna kavuşamamıştı. Ülkede sosyalizm ve komünizm
    gibi akımlar güçlenmişti. Bunun yanında toplumsal ve ekonomik sorunların giderek
    artması, 1919'da Benito Mussolini önderliğinde kurulan Faşist Parti'nin büyümesine
    de yol açmıştı. Paris Barış Konferansı'nda küçük düşürüldüğü öne sürülen
    İtalya'yı güçlendireceğini, Roma İmparatorluğu'nu yeniden kuracağını ve ülkedeki
    sol muhalefetle mücadele edeceğini belirten Faşist Parti, 28 Ekim 1922'de Napoİ
    li'den Roma üzerine yürüyerek büyük bir atılım gerçekleştirmiştir. Faşist Partisi'nin
    "Kara Gömleklileri" tarafından gerçekleştirilen bu olay üzerine hükümet istifa
    etmiş ve başbakanlığa Mussolini getirilmiştir.
    Faşist yönetimin iç ve dış politikadaki amaçları nelerdir?
    Mussolini'nin kurduğu faşist yönetim, aşırı ulusalcılığı (milliyetçiliği) esas aldığından,
    kısa bir süre sonra demokrasiyi ortadan kaldırmıştır. Ülkedeki diğer ırklardan
    olan kişileri zorla İtalyanlaştırmaya çalışmıştır. Roma İmparatorluğu'nun
    yeniden kurulması için de, Akdeniz çevresinde sömürgeler elde etmeye yönelmiştir.
    Mussolini'nin Anadolu'yu da içine alan bu yayılma politikası, Türk-İtalyan ilişkilerinde
    gerginlik yaratmıştır. Ancak, İtalya'daki faşist yönetim 1930'lu yıllarda
    taleplerini arttırarak saldırgan politikasını sürdürmüştür.


    2.2.2. Almanya'da Nazizmin Kurulması


    Almanya'nın Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra siyasi, toplumsal ve ekonomik
    yapısı nasıldır?
    Almanya, Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkması nedeniyle 1918'den sonra büyük
    çapta iç sorunlarla karşı karşıya gelmişti. 1918 yılının Kasım ayı başlarında çıkan
    bir askeri ayaklanma sonucu İmparatorluğa son verilmiş ve cumhuriyet ilan
    edilmişti. Sosyalist ve komünist hareketler de büyük bir atılım içine girmişlerdi. Bu
    önemli siyasal değişiklik, Almanya'nın karşı karşıya bulunduğu siyasi, sosyal ve
    ekonomik sorunları çözememişti. Hatta, sorunları daha da arttırmıştı. Özellikle, 28
    Haziran 1919'da ağır koşullar taşıyan Versailles Antlaşması'nın imzalanması, siyasi
    yelpazenin sağında ve solunda bulunan tüm Almanların tepkisine yol açmıştı.
    Alman kamuoyu, barış antlaşmasının gerektirdiği ödemelerin yapılmasını, savaş
    onarımları nedeniyle Danimarka'ya bırakılan Schleswig'in elde çıkarılmasını, Eupen
    ve Malmedy'in Belçika'ya verilmesini büyük bir öfkeyle izlemiştir. Buna karşılık,
    Cumhuriyet yönetiminin iç ve dış politikadaki başarısızlığı, ekonomik önlemler
    almadaki yetersizliği işsizlik sorununu büyütmüştü. 1922 yılında Alman Markı'nın
    değerinin düşmesi halkın yaşamını zorlaştırmıştı. Örneğin, bir somun ekmek
    alabilmek için milyonlarca marka ihtiyaç duyulmuştur.
    Bu arada Fransızların 1923 yılında, savaş tazminatının ödenmemesini bahane ederek
    Ruhr bölgesini işgal etmesi, kamuoyununVersailles Antlaşması'na olan tepkisini
    daha da çoğaltmıştır.
    Alman Nasyonal-Sosyalist İşçi Partisi'nin iç ve dış politikadaki amaçları nelerdir?
    İşte, bu toplumsal ve ekonomik çalkantılar içinde Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra
    terhis edilen onbaşı Adolf Hitler, 1919'da küçük bir siyasal topluluk olan Alman İşçi
    Partisi'ne üye olmuş ve liderliğini ele almıştır. Hitler, 24 Şubat 1920'de Münih'te
    ilk kitle toplantısını gerçekleştirerek Parti'nin programının esaslarını belirlemiştir.
    Bu toplantıda Parti'nin adını Alman Nasyonal-Sosyalist İşçi Partisi (Nazi Partisi)
    olarak değiştirerek aşırı ulusalcı (milliyetçi) ve ırkçı bir politika benimsemiştir.
    Zengin sermaye kesiminin desteğini arkasına alan Hitler, örgütlenmeye hız vermiş
    ve taraftarını arttırmaya çalışmıştır. Bununla birlikte, işsizliğe çare bulunacağını,
    Almanya'nın büyümesini sınırlayan Versailles Antlaşması'nın ortadan kaldırılacağını
    ve şiddetli bir şekilde Yahudi düşmanlığının körükleneceğini öne sürerek
    güçlenmeye devam etmiştir.

    Demokratik bir rejimde, demokrasiyi ortadan kaldırmayı hedefleyen siyasal
    örgütlenmelere yer verilmeli midir? Tartışınız.
    Alman Nasyonal-Sosyalist İşçi Partisi 1930 seçimlerinde başarılı olduktan sonra,
    1932 seçimlerinde de Alman Parlamentosu'nun (Reichstag) 608 üyeliğinden
    230'unu kazanarak, ülkenin en büyük partisi haline gelmiştir. Bu siyasal gelişmelerden
    sonra Cumhurbaşkanı Hindenburg, 30 Ocak 1933'te Hitler'i Başbakanlığa
    atamıştır. Böylece, demokratik bir ortamda ırkçı söylemler benimseyen Nasyonal-
    Sosyalist İşçi Partisi iktidara gelmiştir. Öteden beri Alman liberalleri, sosyalistleri
    ve komünistleri, nasyonal sosyalizmin (nazizm) bir zafer kazanabileceğine inanmamışlardı.
    Ancak, 30 Ocak 1933 akşamı Hitler'in başbakanlığını kutlayan "kahverengi
    gömlekli" nazizm yanlısı gençler, "yozlaşmış burjuva kültürü" olarak nitelendirdikleri
    Sigmund Freud'un psikanaliz metinlerini, Thomas Mann'ın, Jack
    London'ın, Ernest Hemingway'in, Marx'ın, Engels'in ve Albert Einstein gibi değişik
    siyasal görüşteki yazarların kitaplarını yakarken acı gerçekle yüzyüze gelmişlerdir.
    Hitlerin kurduğu Nazizmin uygulamaları nelerdir?
    Hitler, 3 Şubat 1933'te Alman ordusunun komutanlarıyla yaptığı görüşmede iç ve
    dış politikaya yönelik düşüncelerini açıklamıştır. Hitler'e göre, ilk yapılması gereken
    politik güçün tekrar ele geçirilmesiydi. Buna göre iç politikada; halihazır durumun
    tam tersine döndürülmesi, amaca aykırı düşen herhangi bir düşünce tarzının
    faaliyetine göz yumulmaması, kendiliğinden bu yola dönmeyenin zorla bu yola
    getirilmesi, marksizmin kökünün kurutulması, gençliğe ve halka savaşın tek çözüm
    olduğu fikrinin yerleştirilmesi ve en sert şekilde otoriter devlet yönetiminin
    sağlanması gerekiyordu. Dış politikada ise; Versailles Antlaşması'nın ortadan kaldırılması
    ve bunun için müttefikler sağlanması yoluna gidilmesi gibi amaçlar belirlenmişti.
    Hitler, bu amaçlarına ulaşmak ve kendisine bağlı bir parlamento oluşturmak için
    meclisi feshederek seçimlere gitmiştir. Fakat, 5 Mart 1933'te yapılan seçimlerde
    Nasyonal Sosyalist Parti (Nazi Partisi) çoğunluğu elde edememiştir. Ancak, Hitler
    baskıyla Alman Parlamentosu'ndan (Reichstag'tan) dört yıl süreyle olağanüstü
    yetkiler almıştır. Böylece, Hitler diktatör olma konusunda önemli bir adım atmıştır.
    İlk iş olarak sendika ve siyasal partileri kapatmıştır. Kendisi gibi düşünmeyen
    kişileri ya öldürtmüş ya da toplama kamplarına göndermiştir. 2 Ağustos 1934'te
    Devlet Başkanı von Hindenburg'un ölümü üzerine bu makamı da şahsında birleştirerek
    "Führer" olmuştur. Tüm bu gelişmelerin sonucunda Almanya'da tek partili
    totaliter devlet kurulmuş olmaktaydı.

    Hitler, totaliter devleti anlayışını yerleştirdikten sonra Almanya'nın sınırları dışında
    kalmış bulunan bütün Almanların birleştirilmesini ve bir tek devlet altında
    toplanmasını, doğuda "yaşam alanı" oluşturulmasını esas almıştır. Amaçlarına
    ulaşmak için Versailles Antlaşması'nın sınırlayıcı hükümlerini ortadan kaldırmış,
    Alman ordusunun toplam kuvvetini arttırmış, Locarno Antlaşması'ndan ayrılmış
    ve askersiz bölge olan Ren Bölgesini işgal etmiştir. Almanya'da Nasyonal Sosyalist
    Parti'nin iktidara gelmesi ve statükonun değiştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunması,
    devletler arasında yeni ve önemli anlaşmazlıklar ortaya çıkarmıştır.

    Sovyetler Birliği


    Rusya'da 1917 yılında Bolşevik Devrimi gerçekleştirildikten sonra, yeni yönetim
    savaştan çekilmişti. Lenin'in başkanlığındaki hükümet, savaş sırasında Çarlık yönetiminin
    yapmış olduğu gizli anlaşmaları açıklamıştı. Bununla birlikte, Sovyetler
    Birliği, Almanya ve müttefikleri ile 3 Mart 1918'de Brest-Litowsk Antlaşması'nı yaparak
    durumunu güçlendirmeye çalışmıştır.
    Ancak, devrimden sonra Bolşeviklerle Çarlık taraftarları arasında uzun bir iç savaş
    yaşanmıştır. 1922'de tümüyle sona eren iç savaş, Sovyet halkı üzerinde büyük
    etkiler bırakmıştır. Halk, Birinci Dünya Savaşı ve devrim sırasında fakir düşmesine
    rağmen, üç yıl daha açıklıkla mücadele etmek zorunda kalmış ve milyonlarca
    kayıp vermiştir. Ancak, Komünist Parti gücünü ve denetimini arttırmıştır. Parti'ye
    karşı silahlı ve örgütlü muhalefet ortadan kaldırılmıştır.
    Sovyetler Birliği'nin dünya savaşından beklentileri nelerdir?
    1924'te Lenin'in ölümünden sonra iktidarı eline geçiren Stalin, Sovyet Birliği'ni sanayileşmiş
    bir sosyalist ülke haline getirmek için ekonomik sorunları çözmeye çalışmıştır.
    Ancak, devletin askeri gücü olan Kızıl Ordu'nun silahlanmasını da ihmal
    etmemiştir. 1933'ten sonra Almanya'nın gelişmeye ve çevresini tehdit etmeye başlaması
    üzerine uluslararası alanda silahsızlanmayı savunmuştur. Sovyetler Birliği'nin
    önderlerine göre; kapitalist ve faşist devletler arasında çıkacak bir savaş sonucunda,
    her iki taraf yıpranacağından, dünyada sosyalizmin yayılması daha kolay
    olacaktır. Bu nedenle, yeni bir dış politika izleyerek, Almanlarla görüşmüşlerdir.
    Sovyetler Birliği, İkinci Dünya Savaşı'ndan önce önemli ölçüde güçlenmiştir.

    Japonya


    Japonya, 1920'li ve 1930'lu yıllarda Uzakdoğu'nun en güçlü devleti idi. Özellikle
    1930'lardan sonra militarist bir anlayışla yönetilen Japonya, yayılmacı bir politika
    izlemeye başlamıştı. 1931'de Mançurya'yı işgal ettikten sonra Çin'e yönelmiştir.
    Nitekim, 1932'de Çin'le savaşa tutuşarak, bu ülkenin orta bölgelerine doğru ilerlemeye
    başlamıştır.

    Japonya'nın yayılmacı politikası, Uzakdoğu'daki güçler dengesini alt-üst etmiştir.
    Bu bölgede çıkarları olan İngiltere ve A.B.D. gibi devletler, Japonya'nın bu tutumuna
    seyirci kalmışlardır. Ancak, Japonya'nın 1937'de Çin'e ikinci kez saldırmasından
    sonra, bu ülkeye karşı çıkmışlardır. Japonya'yı durdurmak için Çin'e yardıma
    başlamışlardır. Fakat, Uzakdoğu, Japonya'nın emperyalist tutumu nedeniyle kendisini
    İkinci Dünya Savaşı'na girmekten kurtaramamıştır.




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright © 2000 - 2014, vBulletin Solutions, Inc