Hoşgeldiniz.

Karagöz ve hac ivat kısa diyalogları Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Karagöz ve hacivat çok kısa konuşmaları Karagöz ve hacivat diyalogları uzun Karagöz ve hacivat
  • 5 üzerinden 3.88   |  Oy Veren: 26      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Karagöz ve hacivat kısa diyalogları

    Sponsorlu Bağlantılar




    Karagöz ve hacivat kısa diyalogları


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    KARAGÖZ İLE HACİVAT: HACİVAT’IN ATI

    Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “

    Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “
    Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “
    Karagöz: “ Hı?..”
    Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “
    Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “
    Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “
    Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “
    Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “

    Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır.
    Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “
    Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “
    Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “
    Karagöz: “ Yirmi, otuz. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Karagöz: “ Elli, altmış. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “
    Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım. Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.”
    Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “
    Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “
    Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar.

    Yazan: Serdar Yıldırım
    ....

    Kanlı Kavak - Karagöz ve Hacivat oyunu
    Tasvirler
    Kaynak : yorumla.net - Kanlı Kavak - Karagöz ve Hacivat oyunu
    Karagöz
    Hacivat
    Çarpık Karagöz
    Çarpık Hacıvat
    Aşık Hasan
    Muslu
    Cin
    Bayram Ağa
    Ramazan Ağa
    Kavak Ağacı

    Nâreke zırıltısı ve tef velvelesi ile göstermelik kalkar, Hacıvat semai söyleyerek gelir
    (Semai: Makam Ferahnak) Sözü canları bağışlar
    Şarkı bittikten sonra Hacıvat perde gazelini okur, perde gazeli bittikten sonra devamla;

    Hacıvat: Huzuru haziran cemiyeti irfan vakt-i safayı merdan, laindir dinsizdir münafıktır şeytan, şeytanın dinsizliğine, rahmanın birliğine, bizi seyre gelen dostların sağlığına, ne olur şu dört köşe perdede bana da bir arkadaş olsa, eli temiz, yüzü temiz, sözleri tatlı
    Karagöz: (penceresinden) Hoş geldin ıspanak suratlı
    Hacıvat: Bir yâri vefaşiarım olsa, şu dört köşe perde üzre ayak bassa, o söylese ben dinlesem, haddim olmayarak bendeniz söylesem, bizi seyreden dostlar da sefayab olsa, diyelim işimizi mevlam rast getire ah bana bir eğlence medetttttt
    Karagöz: (içerden) geliyorum, geliyorum
    Hacıvat: Aman bana bir eğlenceeee
    Karagöz: (aşağıya tlar, boğuşurlarken) Dur Hacıvat şaka yaptım
    Hacıvat: Bırak birader sakalımı yoldun (kaçar)
    Karagöz: (yerde sırt üstü yatar) Off amann, öldüm bayıldım, eski hasırlar gibi yerlere yayıldım (ayağa kalkar) seni gidi utanmaz arlanmaz, bacası çökmüş, çatısı yıkılmış, kiremidi kalmamış çingene mutfağı kıyafetli adam seni, hele bir daha gel bak...
    Hacıvat: (gelir) Vay Karagözüm, maşallah maşallah akşamı şerifler hayır olsun
    Karagöz: Senin de silsileni sansarlar boğsun
    Hacıvat: (kızgın) Bak Karagöz böyle gelir gelmez bana vurmaya hakkın yok
    Karagöz: Sen de şu yumruğu al da burnuna sok (vurur)
    Hacıvat: A birader, ben şuraya gelir gelmez bir vaveyladır koptu
    Karagöz: Nerden koptu?
    Hacıvat: Ne?
    Karagöz: O mor leylak
    Hacıvat: Bak Karagözüm bu akşam mübarek Ramazanın on sekizinci gecesi, cenabı hak cemil cümlemizi çok senelere yetiştirsin
    Karagöz: Amin
    Hacıvat: Sen davul çalmasını bilir misin?
    Karagöz: Haydi doğru hapise
    Hacıvat: Ne hapsi Karagözüm?
    Karagöz: Bekçinin davulunu çalayım da, polisler yakalasın öyle mi?
    Hacıvat: Yani Karagözüm ramazan davulcularının çaldığı gibi?
    Karagöz: Haaa! Onu yaparım
    Hacıvat: Davulun var mı?
    Karagöz: Var ya
    Hacıvat: Hadi al da gel
    Karagöz: Ne olacak?
    Hacıvat: Mahalle mahalle dolaşırız, sen davul çalarsın, ben de maniler söylerim, beş on kuruş para kazanırız, haydi git de davulunu al
    Karagöz: Olur (eve girer) Yahuuuu
    Karagözün Karısı: (içerden) Huuu
    Karagöz: (içerden) Şu davulu ver
    Karagözün Karısı: (içerden) Aaa, ben onu kırdım, kasnağınla su ısıttım, çocuğun bezlerini yıkadım
    Karagöz: (içerden) İyi halt ettin
    Karagözün Karısı: (içerden) Ne yapacaktın davulu?
    Karagöz: (içerden) Hacıvatla sokaklarda mani söyleyip para kazanacaktık, sana da fistanlık alacaktım
    Karagözün Karısı: (içerden) Öyleyse şaka söyledim, kömürlükte duruyor, git de al
    Karagöz: Haa şöyle (davulla meydana gelir) Geldim Hacıvat
    Hacıvat: Hadi Karagözüm, şurdan aşağı mahalleye gidelim, gel benimle (birkaç kere giderler gelirler)
    Karagöz: Daha gidecek miyiz, yoruldum be (yere oturur)
    Hacıvat: Kalk Karagözüm işte geldik, haydi başla çalmaya
    Karagöz: (hem söyler, hem çalar) Güm be de güm güm, güm bede güm güm
    Hacıvat: Size geldim size geldim, İnci mercan dize geldim
    Karagöz: (çalar)
    Hacıvat: Benim güzel komşularım, Arzulayıp size geldim
    Karagöz: (hem söyler, hem çalar) Güm be de güm güm, güm bede güm güm
    Hacıvat: Başta sarık büklüm büklüm, Sırtımda davuldur yüküm, Benim güzel komşularım, Hele selamın aleyküm
    Karagöz: Aleyküm selam, güm bede güm güm
    Hacıvat: Merdane beyim merdane, Altın saatler gerdane, Benim beyimi sorarsanız, Semt ü civarda bir tane
    Karagöz: Güm be de güm güm, güm bede güm güm
    Hacıvat: Yeni cami direk ister, Söylemeye yürek ister, Benim karnım toktur amma, Arkadaşım börek ister
    Karagöz: Amin Hacıvat aminn güm bede güm güm, güm bede güm güm
    Hacıvat: Havaya attım fişeği, Döndü dolaştı köşeyi, Arkadaşımı sorarsanız, Paçacının kör eşeği
    Karagöz: Bunda halt ettin, tokmak kafana geliyor haaa
    Hacıvat: Aman Karagöz çal, bak hanımlar gülüyor
    Karagöz: Ben eşek olduktan sonra herkes güler
    Hacıvat: Canım sen aldırma çalmana bak
    Karagöz: Bir daha böyle halt karıştırma tepelerim haaa Güm be de güm güm, güm bede güm güm
    Hacıvat: Kağıttan fener yaparım, Daracık sokaklara saparım, Arkadaşım ayı olmuş,Burnuna halka takarım
    Karagöz: (kızgın) Kerata halkayı babanın burnuna tak, şimdi kafana tokmak geliyor haaa
    Hacıvat: Sen çal canım. Bak herkes gülüyor, çal sen çal
    Karagöz: Olur. (çalar) Güm be de güm bede güm
    Hacıvat: Şekerim var ezilecek, Tülbentlerden süzülecek, Bekletmeyin iki gözüm, Çok yerim var gezilecek
    Karagöz: (hem söyler, hem çalar) Güm be de güm güm be de güm
    Hacıvat: Ayna camlar açılır, Çil paralar saçılır, Beyimin gönlü olunca, Kesenin ağzı açılır
    Karagöz: Açılırrrrr Güm be de güm güm, güm be de güm güm
    Zenne: (içerden) Bekçi baba biraz gelirmisiniz
    Hacıvat: Geleyim efendim (gider)
    Zenne: (içerden) Alınız şu parayı, size layık değil ama kusura bakmayınız
    Hacıvat: Aman efendim, ne zahmet ne zahmet...
    Karagöz: Parayı alıyor, bir de kedi gibi ne zahmet ne zahmet diyor.
    Hacıvat: Bahşişim aldım bergüzar, Sizleri eylemem inkar, Veren eller dert görmesin, Hak bereket versin settar
    Hacıvat: Ben söyledim bahşişimi aldım, sen de söyle sen de al (gider)
    Karagöz: Şey... Hacıvat... Gitti kerata (çalar) Güm be de güm güm, güm be de güm güm... Dizimde derman bitti, Kargalar başıma etti, O sahtekar Hacıvat, Bana para vermeden gitti, Güm be de güm güm, güm be de güm gümmmm..
    Zenne: (içerden) Bana bak davulcu, başımız ağrıyor, git başka yerde çal...
    Karagöz: Hacıvat paraları aldı, savuştu gitti, bana metelik vermedi
    Zenne: (içerden) Sen ne istiyorsun?
    Karagöz: Bana da para verin
    Zenne: (içerden) Ahçıbaşı o bulaşık tenceresini getir, şunun kafasına dök de gitsin
    Karagöz: Hay inayetinizle yerin dibine geçin (gider)

    Aşağıdaki türkü söylenirken perdenin ortasına kavak ağacı konur
    Esirin oldum ey zülfü kemedim
    Karagöz: Aman kolum kanadım, başım gözüm vay vay vay
    Hacıvat: (gelir) Ne oldun Karagözüm?
    Karagöz: (ayağa kalkarak) Bu ağacı buraya kim dikmiş?
    Hacıvat: Ne oldu?
    Karagöz: Ne olacak, atlayım dedim, üstüne düştüm, az daha kafam patlayacaktı
    Hacıvat: Bunun adına kanlı kavak derler, bu ağaç Serez’le Selanik arasında netameli bir ağaçtır, bunun altından çifte gelen tek gider, tek gelen hiç gider, sen bunun altında çok dolaşma, sonra karışmam (gider)
    Karagöz: Hay uydurukçu herif hay, bir alay yalanları uydurdu gitti (ağaca bakarak) Oooo... Burada bir çeşme var. Şundan bir su içeyim. (ağzını çeşmeye yanaştırıken başına vururlar) Aman kafama kim vurdu? (arkasına ve yukarıya bakarak) burda kimseler de yok. Lakin kafama kim vurdu? Belki çocuklar taş atmışlardır. Çeşmenin suyu da soğukmuş, hele biraz daha içeyim.
    Karagöz: (tam su içerken vururlar) Ay aman gene vurdular, neme lazım buradan savuşmalı, Hacıvat buralarda durma demişti (gider)

    Aşık Hasan oğlu Muslu ile aşağıdaki türküyü söyleyerek gelirler
    (Makam: Beyâti) Mor menekşe boynun eğmiş
    Aşık Hasan: Bana bak oğlum Muslu, öyle bir yere geldik ki, buradan çift gelen tek gider, tek gelen hiç gider. Sen şöyle önüme geç oğlum.
    Muslu: Babacığım arkanızdan geliyorum, hiç küçükler büyüğünün önüne geçer mi?
    Aşık Hasan: Sen şimdi beni dinle geç önüme, burası bir netameli yerdir, sonra seni çalarlar (cin gelir Muslu’yu götürür)
    Aşık Hasan: Haydi oglum geç önüme, oglum Muslu
    Karagöz: (pencereden) Hey hemşehri, burada musluk yok, şurada çeşme var, orada takili musluk (çekilir)
    Aşık Hasan: Ah zalim Kavak, budagin kirilsin, yapraklarin solsun, oglum Muslu...
    Karagöz: (pencereden) Baba burada musluk falan yok
    Aşık Hasan: Musluk degil, benim oglumun adi Muslu, bu zalim kavak oglumu aldi gitti benim cigerimi, dağladı
    Karagöz: Yaaa?... Demek bu kantaronlu kavagin hirsizligi da var ha?
    Aşık Hasan: Sazimla şu zalim kavaga yalvarayim, belki insafa gelir de oglumu bana bagişlar.
    (Saz divan havasi çalar)
    Hak dost
    Vurma zalim nişterin, lokmana dünya kalmadı,
    Şah-i alem hem veli süleymana dünya kalmadı
    Hak dost:
    Kırılsın dalların yaprakların hazan olsun,
    Zalim kavak nittin benim muslumu
    Kavak:
    Niçin feryad edersin Aşık hasan
    Nidelim senin muslunu be hey avanak

    Aşık Hasan: Hak dost:
    Tutar seni intizarım, kurur dalın budağın
    Zalim kavak nittin benim muslumu
    Kavak:
    Intizar etme Aşık, bende oglun yok
    Var yürü git altımdan bende muslun yoktur
    (Cin Muslu’yu getirir)
    Aşık Hasan: Ah oglum Muslum nerelerdesin acep?
    Muslu: Buradayim baba
    Aşık Hasan: Oglum nerdesin, geç önüme
    Muslu: Peki babacigim (önüne geçer)
    Aşık Hasan: nerelere gittin oglum?
    Muslu: Beni götürdüler şeker verdiler, şerbet verdiler, tekrar buraya getirdiler
    Aşık Hasan: Haydi oglum buralardan gidelim
    (Türkü söyleyerek giderler)Senin yazın kışa benzer
    Karagöz: Ey kantaronlu kavak, sen adamin muslugunu çalarsin, benim de enseme konarsin. (yilan dallar arasindan; dizssssttttt) (karagöz korkar) kişş kişşş... Aaaaa... Gitmiyor. Ben sana şimdi gösteririm. Şurada bacanin üstündeki leylegi getiririm sen görürsün (gider, leylekle gelir) göreyim seni akbaba, şunu becer (leylek uçar, yilani yakalr, biraz boguşurlar, gagasina alir, uçar gider) Seni gidi muzur hayvan seni, haydi ugurlar olsun, gelelim şimdi kantoronlu kavak sana, seni kökünden keser kişin yakarim (yukardan cin gelir, Karagöz’ü kapar götürür, çarpık olarak geri getirir bırakır gider) Oh çabuk kurtuldum elinden, ne acaip şeymiş o, ama benim kollarım oynamıyor (başını eğip kendine bakarak ağlar) Eyvahhh ben çarpılmışım, Ay Hacıvat geliyor.
    Hacıvat: Karagöz, bu halin ne?
    Karagöz: Sorma Hacıvat sorma, bir zırıltı geldi beni aldı götürdü, işte bu hâle koydu
    Hacıvat: Ben sana demedim mi buralarda dolaşma diye, bu ağaca ilişme diye, var hâlini gör
    Karagöz: Kuzum Hacıvat bana bir çare bul
    Hacıvat: Öğütle uslanmayanı tekdir ederler, tekdirle de uslanmazsa döverler. Benim öğüdümü tutmadın dayak yedin
    Karagöz: Kuzum Hacıvat bana bir çare bul
    Hacıvat: Gene senin bu haline acıdım, ben dua ederim sen yalnız amin de, başka lakırdı karıştırma
    Karagöz: Olur karıştırmam, yalnız amin derim, haydi amin amiiinnnn
    Hacıvat: (Makam ile) El-cinni, melâcinni, Amin desene Karagöz
    Karagöz: Amin aminnn
    Hacıvat: El cinni, melâcinni, kör cinni Amin deee
    Karagöz: Amin topal cinnii
    Hacıvat: Aman birader, sen yalnız amin de başka lakırdı karıştırma
    Karagöz: Karıştırmam, yalnız amin
    Hacıvat: Estane, mestane, kuzu kuzu kestane
    Karagöz: Amin, kuzu kebabı şamfıstıkk
    Hacıvat: Aman Karagözüm başka lakırdı karıştırma, sonra cinler kızarlar, beni de senin gibi yaparlar
    Karagöz: (hafif sesle) İnşallahh! Amin aminnn
    Hacıvat: Ne dedin?
    Karagöz: Amin dedim amin
    Hacıvat: El cinni, mela cinni, kör cinni, estane mestane kuru kuzu kestane
    Karagöz: Amin, amin, kabak çekirdeği, sarı leblebi amiinn
    Hacıvat: Aman Karagöz başka lakırdı karıştırma, cinler kızarlar, beni de senin gibi yaparlar, sonra ben ne yaparım
    Karagöz: Karıştırmam, daha beter olursun inşallah, amin aminnnn
    Hacıvat: Gene ağzında bir şeyler dolaşıyor?
    Karagöz: Bir şey yok, amin diyorum aminnn
    Hacıvat: El cinni, mela cinni, kör cinni, estane mestaneeee
    Karagöz: Şu herifi de götür cinni, aminn aminnn
    (Cin gelir Hacıvat’ı götürür, çarpık bir halde geri getirir)
    Karagöz: (gülerek) Ha haayyy, aman Hacı cav cav kuyu çengeline dönmüşsün
    Hacıvat: Sahi mi? (kendine bakarak) Eyvahh, ben ne olmuşum?
    Karagöz: Gülme komşuna gelir başına
    Hacıvat: Ben sana demedim mi aminden başka lakırdı karıştırma diye, senin yüzünden bakar mısın ne hale geldim
    Karagöz: (hafif sesle) Daha beter ol inşallah
    Hacıvat: Ne dedin?
    Karagöz: Allah beterinden saklasın dedim
    Hacıvat: Cinlere yalvaralım, bizi bağışlasın eski halimize koysun
    Karagöz: Yalvaralım Hacıvat
    Hacıvat: Hadi sen amin de
    Karagöz: Olur, amin
    Hacıvat: El cinnii, mela cinnnii
    Karagöz: Amin aminnn
    Hacıvat: Gel cinniii, bizi eski halimize koy cinnii
    Karagöz: Amin, amin
    (Cin gelir, Hacıvat’ı alır gider, eski haline kor getirir)
    Hacıvat: Ohhhhhh! Çok şükür düzeldim, buralardan savuşayım (giderken Karagöz seslenir)
    Karagöz: Aman Hacıvat beni unuttun, gel savuşma, ben senin arkadaşın değil miyim? Beni de kurtar
    Hacıvat: Senin cezandır çek, öğüt dinlemeyenin hali budur işte
    Karagöz: (yalvarırcasına) Bir daha dinlerim, kuzum beni de kurtar
    Hacıvat: Bir daha bana el kaldırmayacağına söz ver bakayım
    Karagöz: Tekme dururken el kaldırmam
    Hacıvat: Ne dedin?
    Karagöz: Kaldırmam dedim
    Hacıvat: Hadi amin de öyleyse
    Karagöz: Olur amin aminnn
    Hacıvat: El cinniii, mela cinnniii
    Karagöz: Amin aminn, çabuk gel cinniii
    Hacıvat: Estaneee mestaneeee
    Karagöz: Amin aminnnn
    (Cin gelir, Karagöz’ü yukarı kaldırır, perdenin biraz yukarısında durur)
    Karagöz: Aman Hacıvat, burda kaldık hadi dua et
    Hacıvat: Ne yapalım dua bitti
    Karagöz: Şuradan aktardan on paralık daha al
    Hacıvat: Aktar dua satar mı hiç?
    Karagöz: Kuzum Hacıvat duaya başla
    Hacıvat: Estanee mestaneeeee
    Karagöz: Amin aminnnnn (cin Karagöz’ü götürür, eski halinde getirir, bırakır gider)
    Hacıvat: Hadi Karagözüm geçmiş olsun
    Karagöz: Allah müstehakını versin (vurur)
    Hacıvat: Yaaa Karagöz, iyiliğe karşı kemlik haa?
    Karagöz: Bugün de yarın da, (tokat atar Hacıvat gider) Ey kantoronlu kavak, ben de senin kökünü kurutmazsam bana da Karagöz demesinler (eve girer) Yahuuu
    Karagözün Karısı: (içerden) Huuu
    Karagöz: (içerden) Benim bir eski baltam vardı şunu ver bakalım
    Karagözün Karısı: (içerden) Ne yapacaksın?
    Karagöz: (içerden) Sana kışlık odun getireceğim (baltayla gelir) Sen şimdi görürsün kantoronlu kavak (ağaca çıkar türkü söyleyerek ağacı kesmeye başlar)
    (Türkü)Kavakta turna sesi var
    (Karagöz ağacın tüm dallarını keser, son bir dalın üzerine oturur, keserken Hacıvat gelir)
    Hacıvat: Aman Karagöz oturduğun dalı kesiyorsun, düşersin kafan gözün patlar
    Karagöz: Sen karışma, defol oradan, şimdi kafana baltayı atarım
    Hacıvat: Yazıklar olsun, güzelim ağacı kesmişsin, elin ayağın kesilsin (gider)
    Karagöz: Nasıl! Bizi çarpar mı, ben de onu parçalayayım da görsün (ağaca baltayı vurunca dalla beraber aşağı düşer) vay kafam vayyyy
    (Korucu Arnavut Bayram ağa gelir)
    Bayram Ağa: More çim çesmiştir bu kavaği?
    Karagöz: (baltayı arkasına saklar) Ne bileyim ben
    Bayram Ağa: Tü allah belasını versin, morey dogru süle çim çesmiştir bu kavayi
    Karagöz: Görmedim ben
    Bayram Ağa: Sen ne yaparsin burda brey
    Karagöz: Ben yolcuyum işime gidiyorum
    Bayram Ağa: Ne var o elinde?
    Karagöz: Çubuk Çubuk
    Bayram Ağa: Ver bana onu bir çekeyim bre
    Karagöz: Delikleri tıkalı
    Bayram Ağa: Dogru söyle morey nedir o elindeki
    Karagöz: Kaval kaval
    Bayram Ağa: Ver onu bir çalayım
    Karagöz: Çatlak çatlak
    Bayram Ağa: (arkadaşı Ramazan ağaya seslenir) Ho more Ramazan
    Ramazan Ağa: (karagözün arkasından gelir) Ne var more bayram
    Karagöz: (arkasına bakarak) Eyvah arnavutlar ikileşti, şimdi ne halt etmeli?
    Bayram Ağa: Ne var bu adamın elinde?
    Ramazan Ağa: Balta more kardaş, balta
    Karagöz: (kendi kendine) Eyvah şimdi hapı yuttuk
    Bayram Ağa: Demek sen çestin bu kavayi
    Karagöz: Hayır ben kesmedim bu balta kesmiş
    Bayram Ağa: Tüü allah mustehakını versin bee
    Karagöz: Tükürme suratıma be
    Bayram Ağa: Ho more Ramazan, ne yapalım bu adamı?
    Ramazan Ağa: Yakalım more yakalım
    Bayram Ağa: Yazıktır more yazıktır
    Karagöz: Yazıktır yaa
    Bayram Ağa: Yazıktır more, bunu keselim, elindeki balta ile keselim
    Ramazan Ağa: Yazıktır more kardaş
    Karagöz: Yaa yazıktır
    Bayram Ağa: Asalım bunu asalım
    Karagöz: Hoppalaaa, beni öldürmek için münakaşa yapıyorlar
    Ramazan Ağa: Yazıktır more kardaş yazıktır
    Karagöz: Yazıktır yaa
    Ramazan Ağa: Bunu kuyuya atalım
    Bayram Ağa: Olmaz olmaz, kuyu lazımdır, bağlayalım bir ağaca üzerine biraz bal sürelim bırakalım
    Karagöz: Eyvah suratımı arılara sineklere yedirecekler
    Ramazan Ağa: Yazıktır more yazıktır
    Karagöz: (kendi kendine) Vay köpoğlu herifler, insanı çeşit çeşit öldürüyorlar
    Ramazan Ağa: Bunun ayaklarına yüz sopa vuralım
    Bayram Ağa: Vuralım more (karagöze) bırak elindeki baltayı, yat aşağıya
    (Karagözü yatırırlar, ayaklarını kaldırırlar, bir tutar biri de vurmaya başlar)
    Bayram Ağa: Bir imiş, iki imiş
    Karagöz: Yavaş vurun be, hay elleriniz kırılsın
    Ramazan Ağa: Nasıl, çeser misin kavayi (vurur) bir imiş, iki imiş üç imiş, dört, beş
    Karagöz: (ağlamaklı) Vay ayacıklarım vay, yavaş vurun be
    Bayram Ağa: More Ramazan kaç oldu bire?
    Ramazan Ağa: Bilmem unuttum
    Bayram Ağa: (vurur) Baştan bir imiş, iki imiş, altı, yedi, yirmi, otuz
    Karagöz: herif hesabı şaşırdı
    Bayram Ağa: More şaşırdım kaç idi?
    Karagöz: Otuzdu otuz
    Ramazan Ağa: More ben de unuttum
    Bayram Ağa: (vurur) Baştan bir imiş, iki imiş, üç, dört, elli, altmış
    Karagöz: Ha bitiyor
    Bayram Ağa: Yetmiş, seksen, doksan
    Karagöz: Ha bitiyor haaa
    Bayram Ağa: More Ramazan ben şaşırdım, kaç idi?
    Ramazan Ağa: More ben de unuttum
    Bayram Ağa: (vurur) Baştan bir imiş, iki, üç
    Karagöz: Eyvah bu herifler beni sabaha kadar dövecekler
    Bayram Ağa: (vurur) Yedi, sekiz, altmış, doksan, doksansekiz, doksandokuz
    Karagöz: Ha bir tane kaldı
    Bayram Ağa: More Ramazan kaç idi?
    Karagöz: Eyvah gene baştan başlayacaklar (ağlamaklı) vay ayacıklarım vay
    Ramazan Ağa: More kardaş yeter bu kadar dayak
    Karagöz: Hay allah razı olsun
    Ramazan Ağa: Takalım boynuna bir ip sokak sokak dolaştıralım herkes suratına tükürsün
    Karagöz: Hay inayetinle yerin dibine gir
    (Karagözün boynuna bir ip takarlar, perdede dolaştırırlar, birkaç kere dolaştırdıktan sonra Karagöz ellerinden kurtulur)
    Karagöz: Oh be ellerinden zor kurtuldum, şimdi bu dalları eve taşıyayım, kışın yakarız (bir dal omuzlar eve götürür) Yahuu, al bakalım sana kışlık odun getirdim
    Karagözün Karısı: (içerden) Aaaa! Bu yaş ağacı neden kestin? Allahtan korkmadın mı?
    Karagöz: (içerden) Nene gerek kışın ısınırız
    Karagözün Karısı: (içerden) Ben allahtan korkarım, yaş ağacı yakamam, götür başkasına ver (karagöz perdeye gelir)
    Hacıvat: (perdeye gelerek) Ne yaptın bunun dallarını?
    Karagöz: Sen şunu tut, bana yardım et, bizim eve götürelim (ikisi birlikte ağacı tutarlar, sallaya sallaya yerinden sökerler, Ağaçla beraber Hacıvat Karagözün üzerine düşer, karagöz ağacın altında kalır)
    Karagöz: Aman Hacıvat, kaldır şu ağacı, altında kaldım
    Hacıvat: Dur bakayım (ağacı tekrar kaldırılar, bu defa hacıvatın üzerine düşer) Aman birader altında kaldım, eziliyorum
    Karagöz: Geber kerata
    Hacıvat: Aman birader kaldır (Kaldırırlar, karagöz ağacı omuzlayıp eve götürür gelir)
    Karagöz: Başka bir şey kaldı mı (yere bakar)
    Hacıvat: Yaa karagöz işte yaş ağaca balta vuranın hali böyle olur, aman karagözüm nedir bu işler
    Karagöz: Kafanı kırsın geyiklerle keşişler
    Hacıvat: Aman birader bana ne vurursun elin kırılsın
    Karagöz: Ekler kenetler yine yapıştırırım
    Hacıvat: Hoş olsun külhani yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman
    Karagöz: Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola, ey hacı cav cav bir dahaki oyunda yakan elime geçerse vayyy haline

    (Işık söner, oyun biter)

    Not:Önemli olan oyunu yazılı olduğu şekliyle ezberleyip oynatmak değildir. Önemli olan karagöz oyunlarının en temel özelliği olan doğaçlama geleneğini kullanarak oyunun temel örgüsünü bozmadan uygun yerlerine güncel espriler ve motifler ekleyerek ilgi çeker bir hale getirmektir. Bu metinde örnek olarak kullanılmış olan müzikler de değiştirilip seyircinin ilgisini çekebilecek güncel müzikler kullanılabilir, ancak kullanılacak müziğin ilgili tiplemelerin genel karakteristiğine uygun olması gerekir.

    Karagözün kanlı kavak oyunu Mehmet Muhittin Sevilen (Hayali Küçük Ali) tarafından yazılan Milli Eğitim basımevi tarafından 1969 yılında basılan KARAGÖZ adlı kitaptan alınmıştır




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright © 2000 - 2014, vBulletin Solutions, Inc