Hoşgeldiniz.

ülkemizin çeşitli yörelerinde söylenen türküler Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Ege bölgesinde söylenen türküler Ülkemizin çeşitli yerlerinde söylenen türküler nelerdir Ülkemizde çeşitli yörelerinde söylenen türkülerin
  • 5 üzerinden 3.90   |  Oy Veren: 20      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    ülkemizin çeşitli yörelerinde söylenen türküler nelerdir

    Sponsorlu Bağlantılar




    ülkemizin çeşitli yörelerinde söylenen türküler


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    KARŞILIKLI TÜRKÜLER


    Türk şiirinin geleneği içinde karşılıklı şiir söyleme geleneği çok eskilere dayanır. İlk örneklerini Divanü Lügati't-Türk'te gördüğümüz kış-yaz tartışması bunlardan biridir.[73]

    Karşılıklı türküler, iki veya daha çok kişinin birbirlerini muhatap alarak söylediği türkülerdir. En fazla halk hikâyelerinde rastlanılır. Bu durumda konuları hikâyedeki sahneye göredir. Ekseriya, hikâye kahramanları olan kızla erkek arasında sevginin ön planda tutulduğu manzum konuşma şeklinde karşımıza çıkar.



    Karşılıklı türkülerin bir çeşidi de atma türkü ya da atışma türkü lerdir. Trabzon’da bir kişinin karşısındaki kişi veya kişilere türkü söylemesine türkü atma, bunu söyleyene türkücü, karşılıklı türkü söylemeye atışma, hitap veya tilmih şeklinde olup karşılık beklenmeyen türkülere de takma türkü denir.[74]




    Doğu Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkan ve yörelere göre kesme türkü, karşı-beri, karşılama ve kovalama gibi adlarla da bilinen atma türküler özellikle düğün, yedi (düğün ertesi), ternek / vartivor (yayla eğlenceleri), bayramlar, şenlikler, imeceler veya uzun yayla yolculukları sırasında söylenirler.[75] İki grup veya iki kişi tarafından ortaya konulur. Önce yedi heceli manzum söz söyler. Bu manzum parça, genellikle iki mısra olmakla beraber, üçlük, dörtlük hatta bent şeklinde de olabilir. Karşı taraf, ilk şekle uygun tarzda cevap vermek zorundadır. Şairlerden biri cevapsız kalıncaya kadar türküye devam edilir. Cevap veremeyen tutulmuş (mat olmuş) sayılır. Karşılaşma çok uzun sürer ayakta daralma olursa, buna “Türkü çıkmaz yola düştü.” denir.[76] Bu durumda şairlerden birisi ayağı değiştirir, türküye devam edilir.



    Atma türküler yapılarına göre iki, üç, dört ve diyalog şeklinde olmak üzere dörde ayrılır.

    Atma türkülerin bir kısmı, ikiliklerle başlayıp üçlüklerle, dörtlüklerle başlayıp ikiliklerle devam eder, bir kısmı da altılıklarda kuruludur.



    a. İkimısralık bentlerden ibaret atma türküler



    Kafiye düzenleri: ab, cb, db, eb, fb... şeklindedir.


    Ahmet: Şükrü:
    Denizde buldum bir nar O cennet meyvasidur
    Rızık insani arar Ye etmez sana zarar

    Sağ solda iki melek Helâl Haram cem eder
    Hayırı şerri yazar İnsanoğlu ki azar

    Ecelin meft ki gelur Alt tarafı insana
    Her bir düzeni bozar Lazım bir kulaç mezar


    Beyitlerle söylenen atma türkülerden bazısı ardarda söylenmek suretiyle dörtlük meydana getirir.


    Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

    Seni bir sarraf istiyor vereyim mi

    Kiz: Yok ana yok ana ben ona varmam

    Sarrafin altini çoktur saydirir bana

    Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

    Seni bir bakkal istiyor vereyim mi

    Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

    Bakkalin yemişi çoktur yedirir bana

    Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

    Seni bir kasap istiyor vereyim mi

    Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

    Kasabin eti çoktur kiydirir bana

    Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

    Seni bir hallaç istiyor vereyim mi

    Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

    Hallacin pamugu çoktur attirir bana

    Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

    Seni bir terzi istiyor vereyim ona

    Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona

    Terzinin dikişi çoktur diktirir bana

    Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

    Seni bir çoban istiyor vereyim ona

    Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona

    Çobanın nahiri çoktur otlatır bana

    ........

    Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

    Seni bir kâtip istiyor vereyim ona

    Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

    Kâtibin yazisi çoktur yazdirir bana

    Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

    Seni bir doktor istiyor vereyim ona

    Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

    Doktorun ilaci çoktur içirir bana

    Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

    Seni bir sarhoş istiyor vereyim ona

    Kiz: He ana he ana varirim ona

    Sarhoş içer içer sarilir bana [77]




    b. Üç mısralık bentlerden ibaret atma türküler


    Kafiye düzenleri: aab, ccb, ddb, eeb... şeklindedir.


    Gelin Kaynana

    Süpürmeden toz eder Öğle olmadan kalkmaz

    İki de bir söz eder El alemden utanmaz

    Kaynana kari kazuk Biz böyle uyumazuk



    Ya dilini tutarsınPişman olursun gene

    Ya beni birakarsun Anla kendu kendune

    Bi yere duramazuk Başuna vuramazuk [78]




    c. Dört mısralık bentlerden ibaret atma türküler


    Kafiye düzenleri : abcb, defe, ghih..., aaab, cccb, dddb... veya abbc, deef, ghhi.. şeklindedir.


    Erkek: Kiz:

    Atma turki atarum Deremenun olugi

    Yüreguni yakarum Tikinedur tikine

    Eski çaruklarumi Çok açma aguzuni

    Bogazuna takarum Siçan düşer içine



    Elume çifte kürek Uşak senun fesune

    Karişturdum furuni Yama yaptum tersune

    Çok açma aguzuni Seni bagliyacagum

    Kirarum muncuruni Ahirun gerisine



    Deremenun üstine Arkama sepetika

    Taşlara bak taşlara Gidiyirum yapraga

    Sen türki bilmiyisunBi turki demegilen

    Hadi ordan maskara Soktum seni topraga[79]



    (deremen : degirmen, muncur : dudak, sepetika : küçük sepet)


    Beyitler yahut dörtlükler şeklinde ortaya konulan karşılıklı türkülerin çoğu bir olaya bağlıdır. Şayet olay bilinirse türkü güzellik kazanır ve daha çok beğenilir.




    d. Diyalog şeklinde atma türküler


    DEMİRCİLER DEMİRİ NEYLE DÖĞERLER?


    -Demirciler demiri nasil dögerler? -Kalaycilar kalayi nasil kalarlar?

    -Şöyle dögerler, böyle dögerler. -Şöyle kalaylar, böyle kalaylar.

    -Şöyle mi? -Şöyle mi?

    -Şöyle. -Şöyle.

    -Böyle mi? -Böyle mi?

    -Böyle. -Böyle.

    -Var yare söyle. -Var yare söyle.



    -Oduncular odunu nasil keserler -Sobacilar sobayi nasil yaparlar?

    -Şöyle keserler, böyle keserler. -Şöyle yaparlar, böyle yaparlar.

    -Şöyle mi? -Şöyle mi?

    -Şöyle. -Şöyle.

    -Böyle mi? -Böyle mi?

    -Böyle. -Böyle.

    -Var yare söyle. -Var yare söyle.[80]




    B. KONULARINA GÖRE TÜRKÜLER


    Türküler bir fert tarafından ortaya konulan ve zamanla asil söyleyeni unutulan, şahsa veya topluma ait herhangi bir konuyu aksettiren eserlerdir. Bu konu, doğumdan ölüme kadar insani ilgilendiren ayrılık, aşk, düğün, deprem, kıtlık, sel vs. gibi felâketler, öldürme, eşkıyalık, savaş ve daha pek çok hadiseyi ve durum ihtiva eder mahiyettedir.

    Ali Rıza Yalman (Yalkin) türküleri konularına göre altı gruba ayırır. 1. Öğüt, 2. Övüt (Bir olay veya kahramanin hikâyelerinden bahseden övgü parçalari), 3. Agit, 4. Yigit, 5. Yavuk (Sevgili, güzel), 6. Yagit (Karaçor / düşman) üstüne söylenmiş türküler.[81]

    Cahit Öztelli, türküleri doğuş sebeplerine göre önce vakalı türküler (harp, isyan, kahramanlık, cinayet, eşkıyalık veya diğer hayat olayları...) ve hisli türküler (aşk, hasret, ölüm...) olarak ikiye ayırır ve şu şekilde bir gruplandırma yoluna gider:


    1. Ninniler ve çocuk türküleri

    2. Tabiat türküleri (Çoban türküleri),

    3. Aşk türküleri,

    4. Merasim / tören türküleri,

    5. Iş türküleri,

    6. Derebeyi, eşkiya ve cinsî türküler,

    7. Kahramanlik türküleri

    8. Ölüm türküleri (agitlar),

    9. Mizahî türküler,

    10. Karşilikli (muhavereli) türküler),

    11. Oyun türküleri.[82]



    Pertev Naili Boratav ise, konuya türkülerin konuları ve türkülerin kullanıldıkları yer açısından yaklaşır ve şu tasnifi yapar:

    Konularına göre türküler:


    1. Lirik türküler

    a. Ninniler

    b. Aşk türküleri

    c. Gurbet türküleri, askerlik türküleri, hapishane türküleri

    ç. Ağıtlar

    d. Çeşitli başkaca duyguluk konular üzerine türküler

    2. Taşlama, yergi ve güldürü türküleri

    3. Anlatı türküleri

    a. Efsane konulu türküler

    b. Bölgelere ya da bireylere özgü konuları olan türküler

    c. Tarihlik konuları alan türküler


    Kullanıldıkları yere göre türküler


    4. İş türküleri

    5. Tören türküleri

    a. bayram türküleri

    b. Düğün türküleri

    c. Dinlik ve mezheplik törenlere deggin türküler

    ç. Ağıt töreninde söylenen türküler

    6. Oyun ve dans türküleri

    a. Çocuk oyunlarında söylenenler

    b. Büyüklerin oyunlarında söylenenler[83]

    A.Haydar Avcı da türküleri konularına göre şöyle tasnif etmiştir:

    1. Aşk, sevda t.

    2. Gurbet, ayrılık, hasret t.

    3. Ağıt t.

    4. Ninni yapısı gösteren t.

    5. Mizahi t.- güldürücü t.

    6. Eleştiri t. ve taşlamalar

    7. İş ve meslek t.

    8. Töre ve tören t. (. düğün t., b. Kına t.)

    9. Olay t.

    10. Tarihi t.

    11. Eşkıya ve başkaldırı t.

    12. Askerlik t.

    13. Evlilik t.

    14. Karşılıklı t.-atışma t.

    15. Çocuk t.

    16. Doğa t.

    17. Hayvan t.

    18. Öğretici ve öğüt verici t.

    19. Oyun t.

    20. Hapishane t.[84]



    Bu tasniflere benzer daha pek çok araştırma yapılmıştır. Biz özellik göstermesi açısından yukarıdaki tasnifleri kaydetmeyi uygun gördük. Yapılan bütün tasnifleri göz önünde tutarak ve araştırmalarımıza dayanarak türküleri konularına göre şu şekilde tasnif ettik:


    1. Tabiat Türküleri

    2. Aşk Türküleri

    3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler

    4. Tören Türküleri

    a. Düğün Türküleri

    aa. Kına Türküleri

    ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri

    ac. Gelin Alma Türküleri

    aç. Gelin karşılama türküleri

    ad. Güvey Türküleri

    ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..)

    b. Ayin-i cem Türküleri

    c. Sayacı Türküleri

    ç. Oturak Türküleri

    5. Askerlik Türküleri

    6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler

    7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler

    8. Olay Türküleri

    9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler

    10. Satıcı Türküleri

    11. Ekin Türküleri

    12. Ramazan Davulcusu Türküleri

    13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler

    14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri

    15. Gurbet ve Hasret Türküleri

    16. Meslek ve iş Türküleri

    17. Eşkıya Türküleri

    18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)

    19. Ninniler ve Çocuk türküleri

    20. Hapishane Türküleri

    21. Mizahî Türküler

    22. Yergi Türküleri

    23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler

    .................................................. ..............



    1. Tabiat Türküleri

    Türk halk şiirinde işlenen konuların başında tabiat gelir. Lale, gül, sümbül, menevşe, çiğdem gibi çiçekler; dağlar, dereler, ırmaklar, ağaçlar ve kuşlar gibi tabiata ait varlıklar çeşitli vesilelerle sik sik dile getirilir. Koku ve güzellik yönüyle çiçekler, engelleyici vasfı ile dağlar, tez elden sevgiliye ulaşacak özellikte olan rüzgârlar veya turnalar, yanık ötüşüyle insanin duygularına tercüman olan bülbüller türkü söyleyenin meramını anlatmak için başvurduğu motiflerdir.



    DAĞLAR


    Senin yazınkışa benzer Selviye benzer meşesi

    Bir sevdalı başa benzer Del'olup aşka düşesi

    Çok içmiş sarhoşa benzer Top top olmuş menekşesi

    Duman eksilmeyen dağlarBurcu burcu kokan dağlar

    A dağlar ahulu dağlar Bağlantı

    Eşinden ayrılan dağlar



    Ben bu dağdan geldim geçtim Yükseklerde yurdun mu var

    Acıtatlı suyun içtim Şahinleyin kurdun mu var

    Ben yarimden ayrı düştüm Bencileyin derdin mi var

    Gördünüz mü bakan dağlarGözyaşları akan dağlar

    Bağlantı Bağlantı [85]




    YAYLA TÜRKÜSÜ


    Güz gelende dağlaraYaylalarınbaşına

    Yayla kovanlar kalırKar yağar ince ince

    Dünyanın kanunu bu Nedense çok ağlarız

    Seven seveni alırYayladan ayrılınca



    Yayla çimenlerine Yaylanın çimeninden

    Otur güzelim otur Doymadım ey kız senden

    Gönlün kimi severse Yer yağmurdan doyarsa

    Dünya güzeli odur Ben de doyarım senden



    Yaylanın düzlerine

    Çiçekler dizi dizi

    Seneye gelemezsek

    Gelenler ansın bizi [86]




    ÖTME BÜLBÜL


    Bülbül niçin böyle feryad edersin Yenilendi yüreğimin yarası

    Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ahla dolu yerin göğün arası

    Varıp yad elere diller dökersin Kara yerde yatar canlar paresi

    Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin



    Hey bülbül feryadın tâ arşa çıktı Öte öte üstümüzden geçersin

    Nice yanmışların bağrını yaktı Eski yeni yaraları açarsın

    Senin de yavrunu şahan mı kaptı Senin kanatların vardır uçarsın

    Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin



    TURNALAR


    İki turnam gelir aklı karalı İnme turnam inme sen bu pınara

    Birin şahin vurmuş biri yaralı Avcı tuzak kurmuş var yolun ara

    O yavruya sorun aslı nereli Cümlemizin işin Mevlâ'm onara


    Katar katar olmuş gelir turnalar Bağlantı

    Eğrim eğrimne hoş gelir turnalar



    İnme turnam inme yolda kış olur İnme turnam inme haber sorayım

    Bastığın yerler de donar taş olur Kanadın altına name sunayım

    Böyle kalmaz elbet sonu hoş olur Nazlı cananımdan haber alayım


    Bağlantı Bağlantı

    (Eğrim eğrim : eğri büğrü, yan yan)




    2. Aşk Türküleri


    Coşkun lirizmle söylenmiş sevgi türküleridir. Daha ziyade sevgiliye duyulan özlem, kıskançlık, ayrılık, kavuşma gibi konular işlenir.Samimi lirizmin açıkça kendisini hissettirdiği bu türkülerde, genellikle sanat seviyesine ulaşılmış örnekler sergilenmiştir.



    KALENİN ARDINDA


    Kalenin ardında üç ağaç incir Kalenin ardında bir taş olaydım

    Elimde kelepçe boynumda zincir Gelene geçene yoldaş olaydım

    Çekme zincirleri kollarım incir Bacısı güzele kardaş olaydım


    Atma bu taşları ben yaralıyam Bağlantı

    Elalem al giymiş ben karalıyam



    Kalenin ardında ben gördüm onu Kaleden kalaye şahin uçurdum

    Mavidir şalvarı beyazdır donu Ah ile vah ile ömrüm geçirdim

    El ne derse desin ben sevdim onu Yar bize gelende şerbet içirdim


    Bağlantı Bağlantı

    (don : elbise)



    KÂTİP


    Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur

    Kâtibimin setresi uzun eteği çamur

    Kâtip uykudan uyanmış gözleri mahmur


    Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır

    Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır



    Üsküdar'a gider iken bir mendil buldum

    Mendilimin içine lokum doldurdum

    Ben kâtibi arar iken yanımda buldum


    Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır

    Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır




    3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler


    Tarih boyu Asya, Avrupa ve Afrika'nın pek çok kısmında atıyla koşmadık yer bırakmayan Türk milleti, zaferden zafere koşarken yahut imkânsızlıklar yüzünden yaşanılan mağlubiyetler sırasında duygularını, heyecanlarını ve coşkularını da türkülerle dile getirmiştir. Ordudaki asker şairlerin, şiir ve türküleriyle askeri coşturup onları zafer için yüreklendirdiği nice türkü tespit edilemediği için maalesef günümüze kadar gelememiştir. Bu türkülerden bir kısmı adı unutulmuş şairlere aittir, bir kısmı ise, başta Köroğlu olmak üzere halk hikâyelerinden alınmıştır. Bu bakımdan teknik yönden biraz daha kuvvetlidirler. İnsanın içinde coşkun hareketlenmelere yol açan bu türkülerin bazıları oyun havası niteliğindedir. Yiğitlik edası taşımaları bakımından bu türkülerin marş olarak da söylendiği vakidir.



    BUDİN*


    Budin dedikleri Aksu'yun başı Cephane tutuştu aklımız şaştı

    Kan ile yoğrulmuştoprağı taşı Selatin camisi havaya uçtu

    Çerkes bayraktardır şehitler başı Askerin yarısı hep şehit düştü


    Geldi küffar aldı kale-i Budin'i Geldi küffar aldı kale-i Budin'i

    Aldı budin kalesini geçti bedeni Aldı budin kalesini geçti bedeni



    Budin'in üstüne doğdu bir yıldız Budin dedikleri çepçevre meşe

    Aldı hain küffar on iki bin kız Kurdunu kuşunu doyurduk leşe

    Kimi kadı kimi müftü müderris Hüngür hüngür ağlar Genç Ali Paşa


    Aman padişahım imdat umarız Geldi küffar aldı kale-i Budin'i

    İmdatsız kaleye imdat bekleriz Aldı budin kalesini geçti bedeni



    Budin'in içinde biz üç kız idik

    Altun kafes içre besli kuzuyduk

    Küffarın eline lâyık değildik


    Geldi küffar aldı kale-i Budin'i

    Aldı budin kalesini geçti bedeni[87]




    HAVADA BULUT YOK


    Havada bulut ok bu ne dumandır Kışlanın önünde redif sesi var

    Mahlede ölüm yok bu ne şivandır Varın bakın çantasında nesi var

    Şu Yemen elleri ne de yamandır Bir çift kundurayla bir de fesi var


    Adı Yemen'dir gülü çemendir Bağlantı

    Giden gelmiyor acep nedendir

    Burası Muş'tur yolu yokuştur

    Giden gelmiyor acep ne iştir



    Kışlanın önünde üç ağaç incir Kışlanın önünde sıra söğütler

    Kolumda kelepçe boynumda zincir Yüzbaşı binbaşı asker öğütler

    Zincirin yerleri ne yaman sancır Yemen’e gidenler baba yiğitler


    Bağlantı Bağlantı



    Kışlanın önünde bir sürü kazlar Mardin kapısı’nda kelek bağlanmış

    Ayağım yalnayak yüreğim sızlar Yemen’e gidenler yürek dağlamış

    Yemen’e gidene ağlıyor kızlar Analar babalar kara bağlamış


    Bağlantı Bağlantı[88]



    (redif : Yedekte bekletilen orta yaş sınıfından ihtiyat kuvveti)




    ESTERGON KALASI


    Estergon kalası su başı durak

    Kemirir gönlümü bir sinsi firak

    Gönül yar peşinde yar ondan ırak


    Akma Tuna akma ben bir dertliyim

    Yar peşinde koşar kara bahtlıyım



    Estergon kalesi su başı kaya Estergon kalesi su başı hisar

    Kemirir gönlümü aşk denen belâ Kâfir bayrağını burcuna asar

    Çektiğimi hoş gör gel etme cefa Baykuşlar çığrışır bülbüller susar


    Bağlantı Bağlantı



    Estergon kalesi su başı kale Estergon kalesi papazla doldu

    Göklere ser çekmiş burçları hele Ay tutuldu güneş bulta girdi

    Biz böyle kaleyi vermezdik ele Neneler karadan yaslar bağladı


    Bağlantı Bağlantı [89]




    PLEVNE

    Tuna nehri akmam diyor Düşman Tuna’yı atladı

    Etrafımı yıkmam diyor Karakolları yokladı

    Şanı büyük Osman Paşa Osman Paşa’nın kolunda

    Plevne’den çıkmam diyor Beş bin top birden patladı



    Tuna nehri akar gider Kılıcımı çaldım taşa

    Etrafını yıkar fider Taş yarıldı baştan başa

    Şanlı Gazi Osman Paşa Şanı büyük Osman Paşa

    Moskofları kırar gider Askerinle binler yaşa



    Kahpe Moskof kesti yolu Bakın hele Balkanlara

    Almak ister İstanbul’u Boyanmış hep al kanlara

    Plevne bir toprak kala Benziyor Türk askerleri

    Düşman sarmış sağı solu Ateş saçan volkanlara



    Kapandı plevne yolu Irmak gibi aksın kanı

    Düşman sardı sağı solu Bu uğurda verir canı

    Askerim yok cephanem yok Plevne’den çıkmam diyor

    Yetiş Süleyman Paşa kolu Türk’ün yüce kahramanı



    Türk’e pusu kurdu Moskof Ağustosta açtı cengi

    Bunca yiğit vurdu Moskof Görülmemiş daha dengi

    Osman Paşa karşı durur Tuna’ya çok kan döküldü

    Almak ister yurdu Moskof Kıpkırmızı oldu rengi [90]




    SARI ZEYBEK


    Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır

    Yağmur yağar silahları ıslanır

    Deli gönül birgün olur uslanır


    Yazık olsun telli doru şanına

    Eğil bir bak mor cepkenin kanına



    Şu dağları kara duman bürüdü

    Üç yüz atlı beş yüz yaya yürüdü

    Sarı Zeybek bu dünyada bir idi


    Yazık olsun telli doru şanına

    Eğil bir bak mor cepkenin kanına[91]




    4. Tören Türküleri


    Türk milleti köklü geleneklerine bağlı bir mellettir. Tarihin her devrinde, mevsim ve şartlara göre sıksık bir araya gelip eğlence düzenleyen halk, bu arada türküler söyleyip, oyunlar oynar. Çoğu yörelerde oyun ve türkü içiçedir. Oyunlar herhangi bir saz eşliğinde olabileceği gibi, sazsız da olabilir.


    Toplu yapılan törenler sırasında söylenen türküler, kendi aralarında çeşitlilik gösterir. Bunları şöyle gruplandırabiliriz:


    a. Düğün Türküleri

    aa. Kına Türküleri

    ab. Baş Öğme Türküleri

    ac. Gelin Alma Türküleri

    ad. Güvey Türküleri

    ae. Oyun Türküleri

    b. Ayin-i cem Türküleri

    c. Sayacı Türküleri

    ç. Oturak Türküleri



    a. Düğün Türküleri


    Düğünler daha ziyade insanların boş zamanlarına denk getirilerek yapılır. Bu da yaz tatiline veya kırsal kesimlerde iş bitimi mevsimi olan sonbahara rastlar. Düğün, folklorumuzda önemli bir yere sahiptir. Çünkü sünnet, askerlik ve evlenme hayatın önemli dönüm noktalarıdır. Bu yüzden halkımız düğünlere ayrı bir değer verir.


    Düğünlerde eğlenme ve oyun başta gelir. Bu ortamı ise, genellikle bu işi meslek edinmiş mahalli sanatçılar sağlar. Hareketli türkülerle davetliler eğlendirilirken yerine göre uzun hava ve yanık ezgili türkülerle "of çektir"ilir, hatta gözyaşı döktürülür. Hüzünlü havalar içinde de en başta kına, baş öğme ve gelin alma türküleri gelir.



    aa. Kına Türküleri


    Türklerde düğün geleneğinin en fazla önem verildiği safhalardan birisi kına gecesidir. Kız evinde kına yakılacağı zaman geceye iştirak edenlerin duyguları doruğa ulaşır. Zira, bu sırada yanık ezgi ile kına ağıdı söylenir. Yöre neresi olursa olsun, kına türkülerinin / ağıtlarının ortak özelliği hepsinin de lirizm yüklü olması ve yanık ezgi ile söylenmesidir. Kına türkülerinin, insanın duygulanmasına sebep olan bir başka yönü de türkü metnindeki sözlerin orijinalliğidir. Bu türkülerde, kader ve baht konusu ön planda tutularak, geçmiş ve gelecekle ilgili düşünceler ve duygular ele alınır.


    Ülkemizde, muhtelif yörelerde bu türkülere ve bu türküleri söylemeye; kına ağıtı, gelin ağıtı, ağıt havası, gelin ağlatma havası, gelin savusu, savu sağmak, gelin türküsü, gelin yası ve okşama[92]Ülkenin her yerinde kısmen farklı gelenekler içerisinde yapılan kına gecelerinde, farklı sözlerle söylenen kına türkülerinin ortak yönü, hepsinin de yanık ezgili olmasıdır. Bunun sebebi ise, ayrılık ve yukarıda söylediğimiz hususlardır.



    SİVAS KINA GECESİ TÜRKÜSÜ

    Çaktılar çaktılar çakmak taşını

    Kurdular kurdular düğün aşını

    Sesleyin gelinin bey kardaşını


    Şen anam şen anam evin şen olsun

    İşte ben gidiyom evin gen olsun



    Ocağa koydular yufka sacını Ocakta kaynıyor helva tavası

    Başıma koydular yufka tacını Dışarda çalıyor düğün havası

    Çağırın çağırın kız kardaşını İçerde ağlıyor kızın anası


    Bağlantı Bağlantı



    Hepisi hepisi birden geldiler Baban Bursa’ya vardı mı

    Dolu gibi dolu eve doldular Bursa kumaşı aldı mı

    Anamı ağlatıp beni aldılar Gelin oluyor duydun mu


    Bağlantı Bağlantı



    Tuz kabını kardaş tuzsuz koyarlar Elek içinde valası

    Koc’evi koc’evi ıssız koyarlar Kâğıt içinde kınası

    Anayı babayı ıssız koyarlar Hani bu kızın anası


    BağlantıBağlantı



    Güveyi güveyi bahçede gezer Biner atın iyisine

    Fesine fesine püsküller dizer Çıkar yolun kıyısına

    Güveyi güveyi gelinden güzel Söyleyin bey dayısını


    BağlantıBağlantı



    Güveyi güveyi giydiği atlas Ana hamama vardın mı

    Atlasa atlasa iğneler batmaz Yunduğu yeri gördün mü

    Güveyi güveyi Allah’tan korkmaz Gelin olduğum bildin mi


    Bağlantı Bağlantı



    Baba çarşıya vardın mı Gelinciler geldiler

    Gezdiğim yerleri gördün mü Atlarına bindiler

    Bana bir şey aldın mı Gelini alıp gittiler


    BağlantıBağlantı



    Sırtımı verdiğim duvarlar

    Elimi yuduğum pınarlar

    Sallanıp gezdiğim odalar


    Bağlantı


    Genellikle bentler halinde olan kına gecesi türkülerinin dörtlüklerle hatta beyitlerle söylenmiş şekilleri de vardır. Aşağıda kaydettiğimiz iki örnek bu şekilde vücuda getirilmişlerdir. Yapısı dörtlük olan ağıtlar ekseriya mani tipindedir. Beyitlerle söylenen ağıtlarda her beyit kendi arasında kafiyelidir.



    KINA TÜRKÜSÜ


    Bu kıza gerek bir ana Bu kıza gerek bir baba

    Ağlayalım yana yana Ağlayalım kaba kaba

    İki gözüm hatun ana İki gözüm aslan baba

    Gelin oldum gidiyorum Dayanamam kötü dile



    Bu kıza gerek bir bacı Ana kızın çok mu idi

    Ağlayalım acı acı Bir kız sana yük mü idi

    İki gözüm hatun bacı Kırılası emmilerim

    Vermen beni gurbet ele Hiç oğlunuz yok mu idi



    Baba kadanı alayım Atladım geçtim Tuna’yı

    Sakalına tel olayım Ağ ele yaktım kınayı

    Kapında köle olayım Ağlatman hatun anayı

    Verme beni gurbet ele Gider de geri gelirim



    Atladım geçtim eşiği Gidiyorum elinizden

    Sofrada buldum kaşığı Kurtulayım dilinizden

    Evimizin yakışığı Yeşil başlı ördek olsam

    İşte bindim gidiyorum Sular içmem gölünüzden



    Elimi yuduğum arklar Kara koyun meler gelir

    Belimi verdiğim dutlar Dağı taşı deler gelir

    Silip süpürdüğüm yurtlar Kız anadan ayrılınca

    İşte koyup gidiyorum Gör başına neler gelir



    Evimizin önü kavak Kuru yere kazık çaktın

    Dalın kırdım ufak ufak Batar gider demedin mi

    Elim kına yüzüm duvak Gurbet ele bir kız verdin

    İşte koydum gidiyorum Yiter gider demedin mi



    Evimizin önü kazlar Emmimoğlunun inadı

    Yel estikçe dalın düzler Keklik kafese tünedi

    İzin verin eşi kızlar Kurban olam hatun teyzem

    Kıza kına yakıcıyık Duyanlar bizi kınadı[93]




    KINA TÜRKÜSÜ


    Kız kına yakmaya geldik yakmaya Sabah seni göçürürler yurdundan

    Yüzüğün takmaya geldik takmaya Anan baban deli olur derdinden



    Dünürlerim geldi kondu tarlaya Ağla kızım ağla bugün günündür

    Kılıçları yıldız gibi parlaya Sağ yanından tutan ağa kaynındır



    Altın tas içinde kınan ezerler Dola dola buyük eve doldular

    Ak gerdana inci mercan dizerler Büyük evin küçük kızın aldılar



    Ağla kızım ağla metin olasın Atladı geçti eşiği eşiği

    Yüksektir soyları hatun olasın Sofrada kaldı kaşığı kaşığı



    Tuzun küleğini tuzsuz koyan kız Çamura taş atma batar da gider

    Anayı babayı ıssız koyan kız Irağa kız verme iter de gider

    .....................

    Ağır yayığını yaydığım ana




    Yaldız tereğini dizdiğim ana [94]

    ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri

    Gelin türkülerinin bir başka çeşidi de baş öğme türküleridir. Bunlar, kına türkülerinden farklı ortamlarda dile getirilirler. Çeşitli yörelerde gelin öğme, kız öğme, duvak türküleri olarak da bilinen bu türküler, gelin evden ayrılmadan birkaç saat önce, giydirilirken ve süslenirken birkaç kadın tarafından söylenen türkülerdir. Yapı ve muhteva olarak kına gecesi türküleri / ağıtları ile benzerlik gösterirler. Genellikle bentler halindedirler.

    Sivas İlbeyli yöresinde tespit ettiğimiz gelenek ve baş öğme türkü şu şekildedir:

    Gelin evden ayrılacağı zaman iki kadın tarafından başı bağlanır. Kadınlardan birisi gelini giydirir, başını bağlar, diğeri de alını-yeşilini verir. Bu sırada içeri kimse alınmaz. Gelini giyindirip süsleyen kadınlar bir yandan da ağlaya ağlaya baş öğme türküsünü söylerler. Nihayet baş bağlanır. Kadınlar geline sarılıp tekrar ağlarlar. Bu arada gelinin başını bozmamaya dikkat ederler.


    BAŞÖĞME TÜRKÜSÜ

    Duvak alın köşk a(ğa)cına ulaştı
    Kavim kardeş kuzu gibi meleşti
    Bu ayrılık hep kızlara bulaştı

    Ben gidem ben gidem evin şen olsun (Bağlantı)

    Yaranım yoldaşım ağzım tatl’olsun

    Babam kıratını çaya bağlasın
    Kırat kişnedikçe anam ağlasın
    Anamın kızı var beni neylesin

    Hayvah hayvah ben anamdan ayrıldım (Bağlantı)

    Eşim kızlar ben sizlerden yad oldum

    Sel önünden devşirirler odunu Gelinciler salınarak geldiler
    Yiyen bilir leblebinin tadını Dolu gibi avlumuza doldular
    Bilemedik gelin kızın adını Anamın elinden beni aldılar

    Bağlantı Bağlantı

    Anamı anamı benim anamı Anam kirmenini alsın eline
    Sancı tutsun nikâh kıyan imemı Babam dağarcığın sarsın beline
    Çarşamba gecesi yaktım kınamı Çıksın baksın gurbet elin yoluna

    BağlantıBağlantı

    Yıldız Dağı derler bir dağ ışılar Atlar vurdular yaldızlı gemler
    Geyik kuzusunu almış moşular Anamın gününde sürdüğüm demler
    Ben’anamdan ayırdılar komşular Sabah olur götürürler zalimler

    BağlantıBağlantı

    Atlar eğerlendi bineğin ister Dolu geldi dereleri coşurdu
    Kuşlar havalandı döneğin ister Kâdir Mevlâ’m tebdilimi şaşırdıAnasıbabasıkonağın ister Kara yazı gurbet ele düşürdü

    BağlantıBağlantı

    Görünüyor bizim elin taşlarıGörünmüyor bizim elin söğüdü
    Yaslıyaslı ötüşüyor kuşlarıBen gelirken ekipleri yog idi
    Anamınbabamın ihmal işleri Kirildi mi bizim elin yiğidiBağlantıBağlantı

    Kapları yuyamam elim yağ olur Tuz küleklerini tuzsuz koyan kız
    Irafa koyamam elim yorulur Anayıbabayı issiz koyan kızDışarıçıkamamkaynımdarılırEvini barkını sessiz koyan kızBağlantıBağlantı

    Gurbete gidenin bağrı taş gerek
    Altı arap atlı beş kardaş gerek
    Her zaman her daim gönlü hoş gerek

    Bağlantı[95]


    ac. Gelin Alma Türküleri

    Düğün günü gelin kızın evden ayrılması ani, gerek kız gerekse orada bulunanlar için oldukça acili bir andır. Bu sırada hayaller, hatıralar, beklentiler, ayrılık ve ümit gibi duyguları hep birbirine karışır. Bir yandan zurnanın yanık yanık çalan gelin alma havası, bir yandan da söylenen türküler herkesi hüzünlü bir havaya sokar.

    Gelin alma türkülerinde, her ne kadar lirizm hakim ise de öğüt niteliğinde mesajlar da bulunur.

    DÜNÜRCÜLER GELDİ

    Dünürcüler geldi sırasıra dizildi
    Altın tas içinde kınam ezildi
    Alnımıza böyle yazıyazıldı

    İşte ben giderim şen olsun eviz

    Ben gittikten sonra gen olsun eviz

    Çegile taş atma batar da gider
    Uzağakız verme (anam) iter de gider
    Anayıbabayı (anam) atar da gider

    Bağlantı

    Elimi attım asma terekler
    Belim yasladığım asma direkler
    Ahırda iniler çifte medekler

    Bağlantı (Özbek, 412-413)

    (gen : geniş, çegil : tahil yigini, terek : raf, medek : manda, manda yavrusu)



    aç. Gelin Karşılama Türküleri

    Trabzon’da, perşembe günü gelin evden alınır, oğlan evine getirilir. Bu sırada yörede “gelin karşılama” havası olarak bilinen türkü okunur.


    GELİN KARŞILAMASI


    Hoş geldin âdem ilen Hoş geldin hoş oturdun
    Uğurlar kadem ilen Dolu bade getirdin
    Yar seni beslemeli Bu aftos meclisidir
    Cevizli badem ilen Ne getirdin oturdun


    Hoş geldin hanemize
    Dert saldın yaremize
    Senin gibi bir güzel
    Girmiştir aremize[96]




    ad. Güvey Türküleri

    Her ne kadar gelinle ilgili türkülerimiz çoğunlukta ise de yurdun muhtelif yörelerinde güveyiler / damatlar için de söylenen türkülerimiz vardır. Gelin türküleri gibi yanık ezgi ile söylenmezler.


    GÜVEYİ TÜRKÜSÜ

    Yatsıya varmadangüveyi koyarlar
    Zengini zengine arar da bulurlar
    Öksüzün nikâhın yolda kıyarlar
    Yatsıya varmadan güveyi koyarlar

    Yar yardan ayrıldı
    Yar bana darıldı
    Vah vah küstü darıldı

    Dereden dereye urgan gererler
    Urganın üstüne yorgan sererler
    Güzeli candan severler
    Çirkini baştan savarlar

    Haydi boylu güzelim
    Nereleri gezelim
    Vah vah dağlara gidelim (Özbek, 416)


    ae. Oyun Türküleri

    Kültürümüzde oyun ve müzik içiçedir. Oyunlar, yörelere göre çeşitli adlar alırlar. Halay, bar, horon, zeybek bunlardan bazılarıdır. Oyunlar genellikle davul-zurna, bağlama, kemençe, cümbüş, keman, ud, kanun, tef, darbuka, klarnet gibi sazlar eşliğinde oynanır. Bu arada türküler söylenir. Kimi yörelerde ise (Yozgat gibi...) sazsız oyunlar vardır. Oyuncular yan yana yahut karşı karşıya geçerek türkü söyleyip, müziğin yapısına göre çeşitli figürlerle oyunlarını sergilerler. Bunların çoğu mani katarlarıyla vücuda getirilmiştir. Ayrıca bir olay sonrası ortaya çıkmış oyun ve türkü sözlerinin de var olduğunu da unutmamak gerekir. TRT Repertuarındaki türküler içinde oyun türküleri bir hayli yekün tutar.

    MİSKET (Ankara)

    Güvercin uçuverdi
    Kanadın açıverdi (ben yandım aman)
    Elin oğlu değil mi (aman aman) Sevdi de kaçıverdi

    A benim aslan yarim
    Dağlara yaslan yarim
    Dağlar cefa götürmez
    Sineme yaslan yarim

    Güvercinim uyur mu
    Çağırsam uyanır mı (ben yandım aman)
    Misket orda ben burda (aman aman) Buna can dayanır mı

    A benim hacı yarim
    Başımın tacı yarim
    Eller bana acımaz
    Sen bari acı yarim [97]

    ŞEKER OĞLAN

    Kayada gezen oğlan Kayadan bakan oğlan
    Edası güzel oğlan Kâkülü sarkan oğlan

    Beni sana vermezler Gece gelme gündüz gel

    Sar'altın kazan oğlan Horozdan korkan oğlan

    Aman şeker oğlan Bağlantı
    Yandım şeker oğlan
    Anasına küsmüş
    Damda yatar oğlan

    Kayaya koydum kutu
    Herkes yarine mutu
    Gelinler tatlı yesin
    Kaynana semizotu

    Bağlantı[98]



    İĞDELİ GELİN
    Kız pınar başında testi doldurur Kız pınar başında yatmış uyumuş
    Testinin kulpuna şahin kondurur Elâ gözlerini uyku bürümüş

    Kız senin bakışın beni öldürür Evvel küçük imiş şimdi büyümüş


    Derdimin dermanı iğdeli gelin Bağlantı

    İğdesin aldırmış sevdalı gelin



    Evlerinin önü bulgur sokusu Evlerinin önü iğde değil mi

    Sokudan geliyor yarin kokusu İğdenin dalları yerde değil mi

    Kendi küçük ama cilve kutusu Benim sevdiceğim burda değil mi


    Bağlantı Bağlantı[99]




    BİRİNİ DE YAVRUM BİRİNİ

    Birini de yavrum birini Çiftini de yavrum çiftini

    Harmana serdim kilimi Geliver de çifteli çifteli

    Takıver de zillerin birini Takıver de zillerin çiftini


    Dönüver de maydan senindir Bağlantı



    Üçünü de yavrum üçünü Merdini de yavrum merdini

    Yaylada gördüm göçünü Kim bilir kimin derdini

    Takıver de zillerin üçünü Takıver de zillerin dördünü


    Bağlantı Bağlantı[100]




    ÇÖKERTME (Muğla)


    Çökertme’den çıktım (Hallil’im aman) başım selamet

    Bitez de yalısına varamadan (Halil’im aman) koptu kıyamet

    Arkadaşım İbram Çavuş Allah’ına emanet


    Burası da asbat deyil (Halil’im aman) Bitez yaylası

    Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası



    Güverteden gezerken (Halil’im aman) kunduram kaydı

    İpekli de mendilimi (Halil’im aman) ürüzgâr aldı

    Çakır da gözlü Gülsüm’ü kolcular aldı


    Bağlantı



    Gidelim Halil’im (Halil’im aman) Çökertme”ye varalım

    Kolcular görürse (Halil’im aman) nere kaçalım

    Teslim olmayalım Halil’im ateş açalim


    Bağlantı[101]




    ÇAYDA ÇIRA YANIYOR


    Çayda-çırayanıyorÇayda-çıra yüz çıra

    Ay tutulmuş sanıyorYandılarsırasıra

    Yavaş oyna güzelim Gelin keklik ben avcı

    Herkes seni tanıyorGiderim ardısıra



    Ay tutulmuş kararmışHayda-çıra yanıyor

    Gelin hanim sararmışHumar göz uyanıyor

    Nine mumları getir Fitil çifte yara bir

    Oğlun hulku daralmışYürek mi dayanıyor



    Çayda-çırayakarımYanar çayda-çıralar

    Yar yoluna bakarımKızlar oyun sıralar

    Bir yüz görümlüğüneGelin hanim gelince

    Beşi-birlik takarımTefçi alır paralar [102]

    (hulk : bogaz)




    b. Ayin-i cem Türküleri

    Ayin-i Cem, galat olup asli Aynü'l-Cem' dir[103]. Ayin-i Cem yahut Aynü'l Cem Toplanti Töresi demektir.


    Alevî-Bektaşî toplantılarında yapılan bu törenler, tarikate birinin yeni girmesi veya bir ulu kişinin anılması vesilesi ile düzenlenir. Cemlerde kurbanlar kesilir, içki içilir, sazla deyişler, nefesler söylenir ve sema (semah) yapılır[104]. Töreni, “yol, sürek, töre” denilen kaideler çerçevesinde, pir veya mürşid diye bilinen “Dede” ler yürütür.

    Cemin belli bir yerinde okunan deyiş, buyruk ve nefesleri “sazandar” lar söylerler. Bazı köylerde cemler, dedenin saz çalması suretiyle başlar. Cemlerde Bektaşî şairlerinin şiirleri icra edilir. Bu şiirler, tarikatin düşünce, inanç ve dünya görüşünü yansıtan nutuk, devriye, nefes.. gibi şiirlerdir. Bektaşi şiirlerinde konulardan şunlar ağırlıktadır: Hz. Ali, On İki İmam ve menkıbeleri, Bektaşî Velileri ve menkıbeleri, Bektaşîliğe ait inançlar, Bektaşî erkan ve âdetleri, dünyaya bağlılık şiirleri[105].


    Cem sırasında okunen ezgili parçaların hemen hemen hepsinin sahibi bellidir. Bu parçalar daha ziyade, Şah Hatayi, Nesimi, Seyyid Seyfullah Nizamoğlu, Kul Himmet ve Pir Sultan'a ait eserler olduğundan yani anonim olmadıklarından buraya örnek almıyoruz.



    c. Sayacı Türküleri


    Saya (Gezme-Günü-Bayramı) koyunların kuzulamasından elli gün kadar önce, İç Anadolu'da ve bilhassa Doğu Anadolu'da yaşatılan geleneklerdendir. Saya töreni sırasında çocuklar grup halinde toplanır. İçlerinden birini çoban seçip elini yüzünü siyaha boyarlar. Başına keçeden yapılmış uzun külah örterler. Göğsüne omuzuna irili ufaklı çanlar takarlar. çoban salınarak, sağa sola yatarak yürür. Grup olan çocuklar, ev ev dolaşır. Çoban, uğradıkları evin kapısı önüne yatar; un, bulgur, yağ, pekmez, şeker, bal, üzüm, incir, peynir veya para alıncaya kadar kalkmaz. Toplanan malzemelerden pilav, yemek ve helva yapılır ve bunlar topluca yenilir. Saya dolaşırken, uğranılan evlerde aşağıdaki türkü okunur.



    SAYA TÜRKÜSÜ


    Hey hayadan hayadan Aman karabaş koyun

    Yılan çıktı kayadan Karlı dağlar aş koyun

    Acımızdan gelmedik Ay karanlık gecede

    Töremiz var sayadan Çobana yoldaş koyun



    Elli günü sayasın

    Gümbür gümbür yayasın

    Foşur foşur sağasın

    Şu oğluma (Şu kızıma) diyesin




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.