Hoşgeldiniz.

Düşünceyi geliştirme yolları ile ilgili sorular lazım Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Düşünceyi Geliştirme Yolları ile ilgili Kompozisyon Düşünceyi geliştirme yolları ile ilgili paragraflar Düşünceyi
  • 5 üzerinden 4.13   |  Oy Veren: 8      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Düşünceyi geliştirme yolları ile ilgili sorular

    Sponsorlu Bağlantılar




    Düşünceyi geliştirme yolları ile ilgili sorular lazım


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    ANLATIM BİÇİMLERİ VE DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI - Test ( 42 Soru - Cevap Anahtarı aşağıdadır.)
    1. Güneş, bir mızrak boyu yükselmişti. Dutluğun sonuna dek ağaçları siper alarak ilerledi. Şimdi sarı ekin tarlaları yayılıyordu önünde. Yaşlı bir ağacın arkasından başını uzatıp ekin yığınları arasından gölgeleri seçmeye çalıştı. Orada olmalıydı. Bir tutam ot kopardı yerden. Eliyle şiş gözlerini ovalayıp bakışlarını tekrar ekin tarlalarına çevirdi. İşte orada, oradaydı. Başını biraz daha uzattı. O an tek bir ses geldi kulağına...
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri ağır basmaktadır?
    A) Betimleme - örneklendirme
    B) Öyküleme - betimleme
    C) Karşılaştırma - örneklendirme
    D) Benzetme – öyküleme
    E) Karşılaştırma - öyküleme

    2. Roman, masala da destana da benzemez, ilişki-
    lerini, bağlarını gerçeklikten, yaşamın kendisin-
    den edinir. Masal düşe, destan da yücelticiliğe
    sığınır. Romanda düşle yücelticiliğin payları kısıl-
    mıştır iyice.
    Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?


    B) Örneklemeye D) Kanıtlamaya

    A) Tanımlamaya C) C)Karşılaştırmaya D)Kanıtlamaya E) Tartışmaya

    3.O gece ateşi o kadar fazlaydı ki bir türlü uyuya-mıyordu. Yanına yaklaştım. Gözlerinin üzerine dökülen saçlarını yukarı doğru topladım. Yavaş­ça yerinden kalktı. Ağır adımlarla balkona çıktı. Biz balkonda otururken sobanın üzerindeki dem­lik fokurdamaya başladı. Çayı demleyip birkaç dilim börek ısıttım. Çayı yudumlarken, börek ne güzel olmuş, dedi.
    A) Tatma D) Koklama

    Bu parçanın anlatımında aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?
    C) işitme

    B) Görme E) Dokunma


    4.Murat Belge'nin "İstanbul" dergisindeki bir yazısı, "İstanbul Sen Büyüksün" başlığını taşır. O yazı­da anlatılan, bu kentin fiziksel büyüklüğü değil, kültürel zenginliği, renkliliği, çeşitliliğidir; ama, bu deyimi pekâlâ, nüfus ve metrekare bağlamında da kullanabiliriz ve "İstanbul, sen büyüksün." di­yebiliriz. Ne var ki, büyüklük de çok göreceli bir şey değil mi? Bugün, kim bilir kaç kilometrekare üzerine yayılmış 10 milyonluk İstanbul, gerçek­ten de, ucu bucağı olmayan, büyük bir kent. Onun yanında, 19. yüzyılın, nüfusu 1 milyonun çok altındaki, henüz banliyölere taşmamış küçü­cük İstanbul'un büyüklüğü nedir ki? O zamanın insanlarının, yine de, bu kenti, git git bitmeyecek kadar büyük bulmaları, bence son derece ilginç, düşündürücü.
    Bu parçada kullanılan anlatım biçimi ve dü­şünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden han­gileridir?
    A) Öyküleme - tanımlama
    B) Betimleme - alıntılama
    C) Öyküleme - karşılaştırma
    D) Öyküleme - tanık gösterme
    E) Açıklama - karşılaştırma

    5.Bugün edebiyatımızda gözlemlenen ilginç yan­lardan biri de yazarlarımız arasındaki sevgi bağı­nın yitip gitmiş olmasıdır. Bu da edebiyat sevgi­mizin körelmesine kadar uzanan sonuçlar doğur­maktadır. Bir şairin diğer şairleri, bir ressamın başka ressamları sevmemesi düşünülebilir mi? Dostoyevski, Gogol'a hayran değil mi? Victor Hugo, Chateaubriand'ın yapıtlarını sevgiyle oku­muyor muydu? Bir Yunus'un Mevlana'ya bir çeş­meye koşar gibi koştuğunu düşünün, bir de bu­günkü sanatçıları.
    Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Örnekleme
    B) Betimleme
    C) Tanımlama
    D) Sayısal verilerden yararlanma
    E) Öyküleme

    6.Kadın durdu, uzun ve zayıf yüzündeki hayreti ona doğru kaldırdı. Hafif, çiçek bozuğuydu. Deri­si hırpalanmamış olan narin burnu ve onu gizli bir ahenkle takip eden ince dudakları küçük bir güzellik notu alabilirdi. Bir tanesi hisli bir kıvrılış­la yukarı kalkıp inen kaşlarının altında, şaşkın gözleri büyüyüp küçülmüştü. Hayret krizini savdı ve gülümsedi.
    B) Betimleme D) Örneklendirme

    Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki­lerden hangisi ağır basmaktadır?
    A) Açıklama
    C) Tanık gösterme
    E) Karşılaştırma


    7.Her yanı gıcırdayıp tangır tungur sallanan ve eg­zoz borusundan bir lokomotif gibi dumanlar çıka­ran bu köhne, derme çatma taşıt, herhangi bir arızaya uğrayıp ikide bir yol ortasında kalıyor; bunun üzerine makinisti söyleniyor, homurdanı­yor ve uzun süre bulunduğu noktada hırçın hır­çın tepiniyor.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmıştır?
    A) İşitme - görme
    B) Dokunma - koklama
    C) İşitme - dokunma
    D) Koklama - işitme
    E) Görme - dokunma

    8.İstanbul denildiğinde akla ilk olarak Bebek, Etiler gibi modernleşmiş semtler geliyor genellikle. He­nüz yeni dünyalı çizgilerin etkisinde kalmamış, Bebek'ten Etiler'den daha ilginç olan Sultan Ah­met ve civarının tarih dolu sempatik sokakları unutuluyor, italya, ispanya gibi ülkelere seyahat ediliyor ve oralardaki romantik taş sokaklarla, ta­rihi eski evler anlata anlata bitirilemiyor. Halbuki çok daha yakınlarda aynı gizemi yaşama olana­ğı bulunuyor.
    Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
    B) Tanımlama D) Benzetme

    A) Karşılaştırma C) Tanık gösterme E) Betimleme

    9.Hani birtakım hevesliler vardır, sözde çocuğun dünyasına inip çocukça şiirler yazarlar; yazdıkları­nı ne kendileri ciddiye alır, ne biz, ne de çocuklar; ama çocuklar adam olsun diye bu zahmete katla­nırlar. Bizim inanmadığımıza çocuk nasıl ve niçin inansın? Çocuk; kendini aşan, ciddiye alınan, ger­çekte benimsenen işleri sever, halk da öyle.
    Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
    A)Açıklama B) Örneklendirme C)Betimleme D)Tartışma E)İlişki kurma
    10.İnsanların sürekli - her anlamda - birbirini öldür­düğü sonra da "Don't vvorry be happy." gömlek­leri giydiği bir dünyada, dev haritaların önünde ne kadar oturup araştırsam da kendime bir yer bulamıyorum. Goethe, "Bazıları sakın gerçek dünyaya çıkmasın; çünkü onlar orada otobüse bile binemez." diyor. Doğru bu. Bu çılgın dünya­da ben otobüse binmeyi dahi öğrenemeyeceğim.
    Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
    B) Karşılaştırma D) Tanımlama

    A) Örnekleme C) Tanık gösterme E) Benzetme

    11.Her yıl, biyolojik alanda yaşam taşıyan yarım mil­yon ton toprak, denizlere, göllere, baraj diplerine taşınıyor. İnsanın yüreğinin kazınmasıyla eş an­lamlı bir kayıptır bu, biliyor musunuz? İnsanın derisinin yüzülmesidir, gözlerinin oyulması. Asit yağmurlarıyla bulanık sulara dönen sayısız ır­mak, göl ve denizin ardından şimdi o bulanık su­lara verimli topraklar karışıyor. İnsanın kendi cennetinden taşınıyor. İnsanın kendi cennetin­den, kendi cehennemi, ölmeden oluşsun diye... İnsan, oluşacak o kara çamurun içinde boğulsun diye... Biliyor musunuz?
    Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) İnsana ait özellikler doğaya aktarılmıştır.
    B) Bir doğa olayı, benzetmelerle somutlaştırıl­mıştır.
    C) Nitelik bildiren sözcüklere yer verilmiştir.
    D) Soru, devrik ve yüklemsiz cümlelerle anlatı­ma tartışma özelliği katılmıştır.
    E) Karşıtlıktan yararlanılmıştır.
    12. İç sayfaların birinde siyah beyaz bir fotoğraf... Yüksek eski tarz bir koltukta, üstünde geniş yakalı, çizgili bir elbiseyle biraz aşağı kaymış bir kadın oturuyor. Başında bir şapka var. Kolları
    koltuğun dirseklerinden yana sarkıyor, başı yana düşmüş, ayakları çıplak. Arkasında bir tablo
    uzak, kuzey ormanlarının içinde küçük, sevimli tek başına bir ev.
    Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden ya;
    rarlanılmamıştır?
    A) Görme duyusu ile ilgili ayrıntılardan
    B) Nitelik bildiren sıfatlardan
    C) Betimlemelerden
    D) Eksiltili cümlelerden
    E) Açıklayıcı öykülemeden

    13. Şair, en güzelin peşinde ömür boyu koşup duran kelime avcısıdır. İçinden kopup geldiği kültürün, nesilden nesile hisli taşıyıcısıdır. Renklerin ve şekillerin dünyasında başı dönen seyyahtır, ince bir ruh, hassas bir yürek, kapıları ardına kadar açık bir gönüldür. Hem herkesle beraber olmalı hem de alabildiğince yalnız olmalıdır, şair.
    Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Tanımlama B) Tanık gösterme
    C) Betimleme D) Karşılaştırma
    E) Öyküleme
    -
    14.Batı'da şu sıralar 20. yüzyılın sanatı ile ilgili hesaplaşmalar ön plana çıkıyor, olmazsa olmazlar saptanıyor. Sartre eski önemini kaybediyor (Tüm bunlar akademik bir sevimsizlikle, anlaşılamayan bir dille falan da yapılmıyor.). Türkiye ise sanatsal kaygıların tümüyle dışına savrulmuş bir durumda her şeyi ama her şeyi magazin öznesi yapmaya çalışıyor. Faili meçhul cinayetler hâlâ aydınlatılmamışken, özel tiyatrolarda çıplaklık,sinemada mastürbasyon sahnelerinin peşine düsuluyor. Edebiyattaki son ciddi tartışma 6 - 7 yıl önce Tahsin Yücel'in Orhan Pamuk'un yazım hafalarını bulmasında kaldı. Şimdilerdeyse Atilla İlhan'ın 30 yıl önceki yapıtlarından alıntılarla idare etmeye çalışıp eşcinsellik tartışmalarından medet umuyoruz.
    Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme
    yolu aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Karşılaştırma B) Öyküleme C) Betimleme
    D) Tanımlama E) Benzetme

    15. içinde yabancı sözcük bulunan cümleler kurmak kültürel anlamda sınıf atlama anlamına geldi günümüzde. Biri yan profilden daha iyi resim verdiğini söylerken, öteki konserlerinde full dolu salonları anlattı. Futbolcu Tanju'nun eşi, kocasının ne kadar duygulu olduğunu vurgulamak için "O ağladığı zaman siz de otomatikman ağlıyorsunuz." derken Zeynep Tunuslu çocuğuna ne ka-
    dar ilgi gösterdiğini belirtmek için "Bütün full konsantremi çocuğuma veriyorum." gibi sözler etmeye başladı.
    Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Betimleme B) Örnekleme C) Tartışma D) Somutlama E) Benzetme
    16. Dağlık yamaçlar kıyıdan başlayarak 5-6 yüz metre yükseltiye kadar olan kısımlarda bütün
    mevsimlerde yeşil kalan sert ve parlak yapraklı bitkilerden oluşan Akdeniz makisiyle kaplıdır. Bu kısımlar çok tenhadır. Buralarda yer yer küçük köylere rastlanır. Bu köylerin halkı küçükbaş hayvan sürülerinin geliriyle ya da tarım ürünleriyle geçinir. Bu dağlık alan eski çağlarda şimdikinden canlıydı. Kıyıda birçok koy, ticaret ve korsanlıkla geçinen gemicilere sığınak ve antrepo yeri hizmeti görüyordu.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin han­gisinden yararlanılmamıştır?
    A) Terim kullanılmıştır.
    B) Açıklayıcı anlatım biçimine başvurulmuştur.
    C) Öznel bir anlatım tarzı esas alınmıştır.
    D) Görsel öğeler yer almıştır.
    E) Okuyucunun bilgilendirilmesi düşünülmüştür.
    17. Vermede nasıl bir üstün olma niteliği varsa, almada da bir boyun eğme niteliği vardır. Onun
    içindir ki I. Beyazıt, Timurlenk'in gönderdiği hediyeleri küfürler ederek geri çevirmiş. Sultan Süleyman'ın bir Hint imparatoruna yolladığı hediyeler de öyle kızdırmış ki adamı, kabaca reddederek "Bizim adetimiz almak değil, vermektir." demiştir.
    Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine yer verilmiştir?
    A) Tanımlamaya B) Örneklemeye
    C) Karşılaştırmaya D) Tanık göstermeye E) Soyutlamaya

    18.Kültür konusunda en çok beğendiğim söz, bir kültür adamının değil, bir askerin, Mareşal Foch'un: "Kültürlü insan diye bir şey olmaz, ken­di kültürünü durmaksızın artıran insan vardır sa­dece." Bu sözde, kültür denen şeyin bir sınırda durmadığı sürekli olarak beslenen, güçlenen, zenginleşen canlı bir varlık olduğu anlatılıyor.
    Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?
    B)Örneklemeye

    A) Tanık göstermeye C)Karşılaştırmaya D)Betimlemeye E) Tanımlamaya

    19. Yaşlılık, yaşı ilerlemiş kimselerin bedensel ve ruhsal durumlarına verilen addır. Yaşlılıkta zihin hayatında birtakım değişmeler olur. Bunların en önemlisi, her türlü patolojik süreçten bağımsız olarak zihin etkinliğinin azalmasıdır. Bu azalma özellikle hafıza ve dikkat yeteneklerinde görülür.
    Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İzlenimsel betimleme
    B) Açıklayıcı öyküleme
    C) Kanıtlayarak tartışma
    D) Tanımlayarak açıklama
    E) Açıklayıcı betimleme

    20. Divan şiiriyle halının da güzeli, şahanesi var, var olmasına; ama ikisinin de nefesi tükenmiş, ikisi de halktan ve hayattan uzaklaştıkça incelmiş, in­celdikçe halktan ve hayattan uzaklaşmış, kanları kurumuş. Türküyle kilim öyle değil, onlar yeni ge­lişmelere elverişli ses ve renk kaynakları olarak sapasağlam duruyor.
    Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) Karşılaştırmadan yararlanarak düşünce ge­liştirilmiştir.
    B) Varlıklar kişileştirilerek düşünceler somutlaş­tırılmıştır.
    C) Konuşma havası içinde yazılmıştır.
    D) Düşünceler iletilirken duygulara yer verilme­miştir.
    E) İnsana özgü nitelikler kavramların açıklanmasında kullanılmıştır.


    CEVAP ANAHTARI : 1.B 2.C 3.D 4.E 5.A 6.B 7.A 8.A 9.D 10.C 11.A 12.E 13.A14.A 15.B 16.C 17.B 18.A 19.D 20.D

    KONU TESTİ 2

    1.İhtiyar, mecalsiz bir adam, sık sık soluyor, gelen­lere fersiz gözleriyle bakıyor, elleriyle göğsünü göstererek işaretler ediyordu. "Nen var, ne oldun dayı?" sorularına sesten ziyade nefese, soluğa benzeyen üfürüklü bir hırıltı ile anlaşılmayan ya­nıtlar veriyordu.
    Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangilerine başvurulmuştur?
    A) Betimleme - açıklama
    B) Betimleme - öyküleme
    C) Öyküleme - açıklama
    D) Tartışma - açıklama
    E) Tartışma – betimleme

    2.Kuşaklar edindikleri bilgi ve görgüleri birbirlerine aktarırlar. Gelenek dediğimiz de budur. Kültürün sürekliliğini, bir yazboz tahtası olmamasını sağ­layan, gelenektir. Kitap da kültürdeki sürekliliği, kendi görevi bakımından en sağlam biçimde ger­çekleştiren aracımızdır. Kitap, insanlığın kültür belleğinin dayanağıdır.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?
    A) Örnekleme - karşılaştırma
    B) Tanık gösterme - tanımlama
    C) Karşılaştırma - tanık gösterme
    D) Tanımlama - açıklama
    E) Tanımlama – tartışma

    3. Apastol, küçük bir çocuk gibi utangaç gülümsedi.Çok uzun boylu, kıranta bir adamdı. Sırtı kambur denecek kadar bükülmüştü. Üstü başı tertemizdi.Eski Babıali efendilerin uzun setresini giymiş, boynuna, lastikle tutturulur kravat takmıştı. İki eliyle gümüş tepelikli abanoz bastonuna dayanıp otururken Osmanlıların Tanzimat'tan sonra yetiştirdikleri Hıristiyan büyük elçilere benziyordu.Çay karıştırması, simidi kırıp ağzına götürmesi gerçekten kibardı.
    Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden
    hangisi söylenemez?
    A) Ayrıntıların seçiminde titizlik gösterilmesi
    B) Yazarın betimlenen kişi hakkında kişisel kanılarına yer vermesi
    C) Betimlenen kişinin bazı niteliklerinin benzetmelerle verilmesi
    D) Betimlenen kişinin karakter özelliklerinin de yansıtılmaya çalışılması
    E) Mecaz anlamlı sözcüklere başvurarak karakter özelliklerinin verilmesi

    4. Sessiz sinema, söz sanatı olan tiyatronun soysuzlaşmış bir şekli bile olamaz. Ne iskemlesi üzerinde neşesinden kıvranan şu adamın kahkahası, ne locasının loşluğunda badem biçiminde-ki gözlerinden altın gibi damlalar akıtan şu kadının duygulanmaları, sinemaya soy itibariyle sahip olmadığı asaleti vermeye yetmez. O adamın kahkahası, karnı gibi gelişmiş bir başı olmadığını ve altın gibi parlak gözyaşları da güzel kadın olmanın, ahmak olmaya hiç de mani olmadığını gösteren adi birer delildir. Sinema esasta sanatın ziftidir.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?
    A) Örneklendirme - betimleme - açıklama
    B) Karşılaştırma - tartışma - betimleme
    C) Tanık gösterme - karşılaştırma - tartışma
    D) Tartışma - karşılaştırma - öyküleme
    E) Örnekleme - karşılaştırma - öyküleme

    1. Deyimler, atasözleri gibi her durumda kesin doğru olmayabilir ve genel kural niteliği taşımaz. Kurallı cümle niteliği gösteren deyimlerimiz de vardır. Bunlar atasözlerine benzese
    de anlatımda genel kural niteliği taşımadıkları görülür. "Et tırnaktan ayrılmaz." bir atasözü; "et tırnak olmak"ise bir deyimdir. "Atı alan Üsküdar'ı geçti." cümle hâlinde kurulmuş bir deyimdir.
    Bu parçada kullanılan anlatım biçimi ve dü­şünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden han­gisidir?
    A) Tartışma - tanımlama
    B) Açıklama - örnekleme
    C) Tartışma - tanık gösterme
    D) Açıklama - benzetme
    E) Açıklama - tanık gösterme

    6. Her sanatçının bir yaşayış, bir çalışma biçimi vardır. Buna kimse bir şey diyemez. Yeni izle-
    nimcilik akımının ressamlarından Paul Signal resim yaparken, çalıştığı odanın döşemesinin bir
    dans salonunun parkesi gibi cilalanmış olmasına pek dikkat edermiş, Henri Matisse ise resim yaparken büyük bir ciddiliğe bürünürmüş. Apollinaire onun için: "Yüzlerce Rus ya da Berlinli kendisini seyrediyormuş gibi kılını kıpırdatmadan resim yapardı." diyor.
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
    A)Açıklayıcı anlatım B)Örnekleme
    C) Karşılaştırma D) Tanık gösterme
    E) Tanımlama

    7. Tanzimat döneminde aydınlarımız, Paris'e Batı hayranlığı ile gitmişler ve oradan Doğu hayranlığı ile dönmüşlerdir. Bu, sık sık dile getirilir. Kendi değerlerimizi sonradan fark etmek gibi bir özelliğimiz var ne yazık ki. Devlet tarafından Paris'e eğitim için gönderilen Hasan Kavruk, orada Picasso'yla tanışır. Picasso onun geliş nedenini öğrenince öfkeyle şunları söyler: "Ben sanatımı Doğu sanatına borçluyum mösyö. Kendi kaynaklarınıza eğilin. Asıl yeniliğe oradan ulaşılır."
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin han­gilerinden yararlanılmıştır?
    A) Tanık gösterme - tanımlama
    B) Örnekleme - tanık gösterme
    C) Tanımlama - benzetme
    D) Örnekleme - karşılaştırma
    E) Karşılaştırma - benzetme

    8.(I) Rüyamda, annem beni tatlı bir gülümsemeyle karşılıyor. (II) Güya yeşil bahçeli bir evin önünde oturuyoruz. (III) Karşıdan, Ankara'nın sarı ve kızil ışıklarla yıkanışını seyrediyoruz. (IV) Birden acı bir çığlık geliyor yakınlardan bir yerden. (V)Annemin yüzünün giderek sertleştiğini fark ediyorum.
    Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangisin-de, diğerlerinden farklı bir duyu ile algılanan
    ayrıntılara yer verilmiştir?
    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    9.Şair İsmet Özel, son yayımladığı şiir kitabının başına uzunca bir "Şiir Okuma Kılavuzu" koymuş. Ben kendi payıma, şiirin kılavuzla okunma 9 yanlısı değilim. Daha açıkçası şiirleri okuduğumda, şiirlerin kılavuzla ilintisini pek bulamıyorum. Ahmet Haşim'in şiir üstüne düşünceleri, Orhan Veli'nin Garip Önsözü de bana hiçbir zaman kılavuzluk etmemiştir. Bunlar bana şairin, şiir üs- üne yaptığı genellemeler gibi geliyor. Şair şiiri şöyle anlarmış, böyle anlarmış, bize ne? Biz yazılan şiire bakalım.
    Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Tartışma B) Açıklama C) Betimleme
    O) Öyküleme E) Tanımlama

    10.Adada günlük hayatımızın en güzel zamanları akşam saatleriydi. Bütün aile, yemekten önce or- ta bahçedeki rahat koltuklara yerleşir, akşamın Ak havasında tatlı bir sohbete dalardı. Çevrede- ki yasemin ve güllerin büyülü kokusuna, binlerce ateşböceği, o özel pırıltılarıyla katılırdı. Ateşbö- çekleri o kadar çoktu ki, insana, yıldızlar arasında yaşıyormuş hissini verirdi. Aradan yetmiş yıl
    geçmesine rağmen, hâlâ hatırlarım o akşamları.
    Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden han-gısi söylenemez?
    A) Betimleme yapılmıştır.
    B) Geçmişe özlem dile getirilmiştir.
    C) İzlenimlere beğeni duygusu katılmıştır.
    D) Örneklemelere yer verilmiştir.
    E) İnsanlarla doğa iç içe verilmiştir.

    11. Vaktiyle bir balıkçı günlerce denizde kalır. Dön-
    düğünde mahalle halkına başından geçenleri
    öyle güzel anlatır ki, herkes onun, peri kızları,
    deniz kızlarıyla gerçekten içli dışlı olduğuna ina-
    nır; anlattıklarını büyük bir heyecanla dinler. An-
    cak, bir gün balıkçı denizin ortasında bir ada,
    adanın kıyısında da bu kez gerçek peri kızlarıy-
    la deniz kızlarını görmez mi? O gün mahalleye
    asık bir suratla döner. "Hadi anlatsana, neler
    gördün?" diyenlere, yorgun ve isteksiz "Hiç" der.
    "Bugün hiçbir şey görmedim."
    Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Betimleme B) Açıklama
    C) Tartışma D) Tanık gösterme
    E) Öyküleme
    12.Günlerden pazar... Hava beni olduğu kadar diğer insanları da tir tir titretecek soğuklukta. Evler, caddeler, sokaklar karlarla kaplı. Kimi çatılardan sivri sivri buzlar sarkıyor. Çocuklar çılgın gibi kartopu oynuyor. Onların sesleri tüm sokağı dolduruyor. Az ötede yaktıkları ateşle ısınmaya çalışan inşaat işçileri var. Ancak yaktıkları şey ne ise ortalığa çok garip bir koku yayıyor.
    Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?
    A) Görme B) Koklama C) İşitme
    D) Tat alma E) Dokunma
    13. Bir masalda var olan her şey aşkta da vardır.Masallar için "inandırıcılığı olmayan uydurma öyküler" derler ya, siz onlara aldırmayın. Aslında her masal gerçeğin izlerini taşır.Düşünsenize,aşkınıza karşı çıkan, çok sevdiğiniz o insanla birlikte olmanızı istemeyen birinin, masallardaki kötü kalpli büyücüden ne farkı var? Ya da ikinizden birine göz dikmiş, ayrıldığınız an harekete geçmeye hazır akbaba kılıklı insanlar, masallardaki istilacılardan farklı mı?
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisi kullanıl­mamıştır?
    A) Tanık gösterme B) Tartışmacı anlatım
    C) Karşılaştırma D) Örnekleme
    E) Tanımlama

    14.Aydın kişi başkalarıyla düşünce birliğine varabi
    lir, kendini onlarla özdeş anlayış ortamında göre-
    bilir. Buna bir diyeceğim yok; çünkü aydın kişi
    orada kendi ağzıyla konuşur, görüşlerini ortayaf
    koyar. Ancak başkalarının ağzıyla konuşmaya alışmış bir kişiyi dinlemek, onu onaylamak, ken-dini bilen aydının yapabileceği iş değildir. Düşündüğünü söylemek, kişiye ileride kendi kendini yargılama olanağı sağlar. Düşündüğünü söylemeyen aydın kaypaktır, kendini başkalarından gizlemeye önem verir, kişiliğini birtakım alacalı
    örtüler arkasında gizler.
    Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
    A) Açıklama B) Öyküleme C) Tartışma
    D) Betimleme E) Tanımlama

    15. Deniz kıyısında, küçük masada oturan adam, birazdan gelecek bir sevgiliyi bekler gibiydi. Sürekli etrafına bakmıyor, kısa aralıklarla çayından bir
    yudum alıyor, ayaklarını sallıyor, parmaklarıyla masaya vuruyor, zaman zaman da rüzgârda savrulan saçlarını düzeltiyordu. Hava bozuyordu, yağmur damlaları düşmeye başlamıştı bilepıt pıt sesler çıkararak.
    Bu parçada, ayrıntıların seçiminde aşağıdakilerin hangisinden yararlanamamıştır?
    A) Dokunma B) Görme C) İşitme
    D) Tat alma E) Koklama

    16. Türk sanatının Batı'ya yönelmesi, kimilerini rahatsız etmiştir. Batı anlayışıyla üretilen yapıtlar "taklit" sayılmış, benimsenmemiştir bu kişilerce.Onlara göre, Aragon'dan etkilenmek; Picasso gibi çizmek "Batı taklitçiliği"dir. Onlara Eliot'un Hind şiirinden; Aragon'un Şeyh Galip'ten; Picas-so'nun Afrika resminden ve İran minyatürlerinden etkilendiğini söylesek bu garip fikirlerinden vazgeçerler mi acaba?
    Bu parçada kullanılan anlatım biçimi ve düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Tartışma - örnekleme
    B) Açıklama - karşılaştırma
    C) Betimleme - benzetme
    D) Tartışma - tanık gösterme
    E) Açıklama – tanımlama

    17. Neler olmaz ki güzel yaz ikindilerinde! Serüven-
    den serüvene koşar doğa: Kozalaklar büyür, ge-
    nişler, çıtır çıtır çatlar. Yılan yeşili dikenlerin ince
    - kalın akdamarları belirginleşir. Gökyüzünde
    topluca süzülen kırlangıçlar mırıltı gürültü arası
    bir çırpıntıyla doldurur kulakları. Rüzgâr, sıcak
    bir soluk olup teninizi okşar. Güneş, denizle oy-
    naşırken insanı kapıp götüren bir şölendir başla-
    yan.
    Bu parçada, ayrıntıların seçiminde aşağıda­kilerin hangisinden yararlanılmamıstır?
    A) Yansıma sözcüklerden
    B) Dokunma duyusundan
    C) Nitelik bildiren sözcüklerden
    D) Betimleyici öğelerden
    E) Koklama duyusundan
    18. Roman, kendi sonsuz özgürlüğü içindekinden
    başka uyumsuzluklar ya da tehlikelerle karşılaş-
    maz. Çünkü bu onun doğasına aykırıdır. Daha
    sıkışık, daha yoğun bir anlatıma sahip olan öykü-
    de ise sınırfı oluşun, zorlama ve tutuk oluşun
    sonsuz kazançları söz konusudur.
    Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Benzetme B) Karşılaştırma C) Tanık gösterme D) Tanımlama
    E) Örnekleme
    19. Virginia VVoolf'un yıllar önce "kendine ait bir oda"
    diye tanımladığı aslında düpedüz başını sokacak
    bir yer bulmak, geçici bir süre için de olsa kendi
    zamanına ve mekânına sahip olabilmek, yaptık-
    larını başkalarıyla paylaşabilmek ya da tartışma-
    ya açabilmek hâlâ aşılmış bir sorun değil Türki-
    ye'de. Özellikle genç sanatçıları destekleyecek,
    yüreklendirecek, yönlendirecek, kendilerini ve ta-
    sarımlarını gerçekleştirebilmeleri için gereken
    zamanı onlara sağlayabilecek resmî ya da tüzel
    burslardan, olanaklardan, bu anlamda sanatçısı-
    na yatırım yapan bir gelenekten ne yazık ki yok-
    sunuz. Kendini kanıtlamış sanatçıların bile, uzun
    ve rahat zamanlar gerektiren tasarımları, günde-
    lik hayatın kaygılarına ve çarkına kurban ediliyor
    çoğu kez. Türkiye, sanatçısını, ancak suç işledi-
    ğinde anımsıyor.
    Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıda­kilerden hangisidir?
    A) Tartışma B) Betimleme C) Öyküleme D) Açıklama E) Tanımlama

    20.Sevgi... Açmadan kokan bir çiçek, kozadan çıkmadan uçan bir kelebek... Dünyanın en önemli
    duygusu değil mi sevgi? Sevgiyi tatmış bir insanı diğerlerinden ayırt etmez misiniz hemen? Hepinizin yanıtını duyar gibiyim: Evet, ben de katılıyorum size!
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
    A) Anlatıcının duygusal etkilenmesini yansıtma
    B) Benzetmeye başvurma
    C) Açıklayıcı anlatım biçimini kullanma
    D) Eksiltili cümlelerden yararlanma
    E) Karşılaştırma yapma
    21.Sokak kapısının önünde güneş gözünü aldı birden. Daha doğrusu bir duvara toslar gibi çarptı sıcağa. Bu yaz çok sıcak geçeceğe benzer, diye düşündü. Bu saatte güneş bu kadar yakıcı olursa...
    Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisi daha ağır basmaktadır?
    A) İzlenimsel betimleme
    B) Sanatsal öyküleme
    C) Karşıtlıklardan yararlanma
    D) Açıklayıcı öyküleme
    E) Örneklemeden yararlanma

    22. Francis Bacon 1624'te yazmış "Yeni Atlantis"ini. O da yurttaş Thomas More'un "Ütopya"sı gibi bir düşünsel dünyayı anlatmış. Masallar kadar uzak çağların Atlantis kıtasından kalan bir adadır: Ye­ni Atlantis. Bacon ve arkadaşlarının gemisini kö­tü bir rüzgâr bu adaya atar. Bambaşka bir uygar­lık, bir anlayış, bir insanlık karşılarına çıkar bura­da. Bacon düşlerindeki ülkeyi anlatır bize. Daha sonraki yüzyıllarda gerçekleştirilecek şeylerden bahseder.
    Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Öyküleme B) Tartışma C) Açıklama D) Betimleme E) Karşılaştırma
    CEVAP ANAHTARI : 1.B 2.D 3.E 4.B 5.B 6.E 7.B 8.D 9.A 10.D 11.E 12.D 13.A 14.C 15.E 16.A 17.E 18.B 19.A 20.C 21.B 22.C





  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.